SATRANÇ

• 12/8/2009 - Başlangıç Düzey Satranç Dersleri

SATRANÇ:

 

Satranç, 5. Yüzyılda Hindistan’da ortaya çıkmış, bugünkü İran ve Arap yarımadası istikametinden dünyaya yayılmıştır.  İran’dan kuzeye doğru yol alırken, Araplar ise Cebelitarık üzerinden İspanya’ya taşımışlar, İspanya’dan da Avrupa’ya yayılmıştır.

 

Satranca esin kaynağı olan Hint ordusu “dört kısımdan” oluşmaktaydı. Bunlar atlı kuvvetler, filli kuvvetler, savaş arabaları ve erler. Erler erliğini koruyarak hala er olarak kalmasına rağmen, diğer taşlar oyunun yayıldığı bölgelere göre zamanla değişimlere uğramıştır. Bu değişim durmayıp sürmekle birlikte, bu gün için erler Fransızca “piyon”, İtalyanca “piyade” Türkçe “er” olarak adlandırılmaktadır. Avrupalılar Fil için “rahip”, Şah için “kral”, vezir içinse “kraliçe” anlamına gelen adlar kullanmaktadırlar. Başlangıçta savaş arabası olan kaleler, sonrasında “top” olarak adlandırılmış ve günümüzde de Kafkas bölgelerinde ve Türki cumhuriyetlerde kaleye hala “top” denmektedir.

Hint dilinde “dört” anlamına gelen “çatur” sözcüğü ile “kısım”, “kol” anlamına gelen “anga” sözcüğü birleşerek, oyuna “çaturanga” adı verilmiştir.

Çaturanga İran’a geldiğinde “Çatrang” Anadolu’ya geçtiğinde “satranç” şeklini almıştır.

 Satrancın ne olup ne olmadığı konusunda çok şey söylenebilir. Sportif, sanatsal, bilimsel ögeleri içinde barındıran bu güzel oyun, en kolay tanımıyla; iki kişi arasında oynanan bir oyundur. İçinde barındırdığı ögeler ve yararları bir çok tartışmayı içerse de, oyun olduğu üzerinde herkes hemfikirdir. Tüm oyunlar gibi satranç da diğer oyunların insan gelişimindeki önemine fazlasıyla sahiptir. Bu oyunu öğrenmeye, oyunun oynandığı alanı tanımakla başlayacağız.

TAHTA:

Satrancın oynandığı alana "satranç tahtası" diyoruz. Oyun alanımız bahçede beton bloklardan da olsa, masamızda plastik bir zemin de olsa, içeriği ve yapısı ne denli değişik olursa olsun, satranç oyun alanı bizler için "tahta" olarak adlandırılır.

Şairin, "bastığın yerleri toprak deyip geçme tanı" dizesinden başlayarak, zaman zaman çevremizde duyduğumuz, "ayakların yere bassın" uyarılarını düşündüğümüzde, insanların yaşadığı dünyayı tanıma, üzerinde bulundukları zemini bilme gereksinimi vardır ki, kişi doğru davranış denklemleri kurabilsin... Tıpkı evden okula, işe ve her türlü gidişe gelişe ait olan yolları bilmek gerektiği gibi. Yaşadığımız kentte kaybolmak istemiyorsak kentin cadde ve sokaklarını tanımak zorundayız...

Eğer satranç tahtasında kaybolmak istemiyorsak, öncelikle tahtayı tanımak zorundayız ki, bu tahta üstünde oynama olanağına sahip olalım. Kendisi bir kare olan satranç tahtasında, oyunumuz açısından toplam 64 kare vardır. (Bir başka bakışla 204 kare de bulabilirsiniz!...)

64 Karenin 32'si siyah, 32'si beyazdır. Tahtada tam siyah olmasalar da koyu renkli kareler siyah, tam beyaz olmasalar da açık renkli karelere beyaz kare diyoruz. Siyah karelerin tam siyah olmaması siyah taşların / beyaz karelerin tam beyaz olmaması ise beyaz taşların algılanmasında hafif de olsa bir fark yaratabilme çabasıdır. Özellikle piyonların kendi renklerindeki karelerde "kaybolması" gündeme gelebilmektedir.

Tahtanın bir kenarında 8 sıra kare vardır. Sağdan sola yan yana karelerin oluşturduğu kare kümelerine "yatay" diyoruz.

Bir oyuncudan diğerine doğru olan kare kümelerine de "dikey" diyoruz

Yataylar ve dikeyler ardışık olarak bir siyah bir beyaz kareden oluşurlar. Ancak bir de aynı renk karelerin oluşturduğu kümeler vardır tahtada. Aynı renk karelerin birbiriyle olan ilişkisine "çapraz" diyoruz.

Yatayların işareti "rakamlar" iken, dikeylerin işareti "harfler" olmaktadır. "1'inci yatay, 2'inci yatay" / "a dikeyi", "b dikeyi" gibi... Burada görülmesi gereken, ileride notasyon dersinde göreceğimiz gibi, dikey adlarının herzaman küçük harflerle yazılmasıdır.Çaprazlar ise yataylardan ve dikeylerden yararlanılarak, koordinat sistemi ile adlandırılan kareler yardımıyla tanımlanırlar. Kareler, bulunduğu dikeyin adı ve bulunduğu yatayın rakamıyla adlandırılır. Örneğin "e4 karesi" dediğimizde, e dikeyi üzerinde, 4’üncü yatayın kestiği kareyi anlamış olacağız... İşte bir çaprazı tanımlarken de, çaprazın her iki ucunda bulunan kareler söylenerek çapraz tanımlanmış olur. Örneğin; "a1-h8 çaprazı" dediğimizde, beyaz oyuncunun (Beyaz taşlarla oynayan oyuncu) sol köşesindeki kareden, siyah oyuncunun sol köşesine uzanan ve siyah karelerden oluşan hattı anlayacağız. Yataylar ve dikeyler mutlak olarak 8'er kareden oluşurken, çaprazlar en fazla 8, en az 2 kareden oluşur. Bu nedenle satranç tahtasında 26 çapraz bulunur.İşte şimdi, karelerden başlayarak, yatay, dikey ve çaprazları keşfe çıkabilirsiniz. Göreceksiniz ki, başlangıçta hiç bir şey görmediğiniz tahtada ne çok şey varmış... Bu şeyler sizlerin oyunlardaki başarınıza açılan kapıları açacak ilk anahtarlarmış...

Dünya Satranç Federsayonu FİDE ölçülerine göre, turnuva tipi bir satranç tahtasının en az 45x45 cm. olması gerekmektedir. Yeni başlayan ve yarışmacı olmayı düşünen öğrencilerin, çalışmalarını bu ölçülere uygun tahtalarda yapmaları, turnuva koşullarına uyum sağlamanın da ilk adımı sayılabilir.Taşların dizilişi aşağıdaki gibidir.

Eğer tahtada notasyon işaretleri varsa, 1. ve 2. yataylara beyaz taşlar,  7. ve 8. yataylara da siyah taşlar dizilir. Notasyon işaretlerinin olmadığı bir tahtada oyun oynayacaksak, her iki oyuncunun kendi sağındaki köşede bulunan kare beyaz olmalıdır. Burada aklımızda tutmamız gereken önemli bir konu, şah ve vezirin tahtanın kenar ortasında bulundukları, vezirlerin kendi renklerindeki karelerde, şahların ise rakiplerinin rengindeki karelere yerleştiği konusudur. Yani beyaz şah siyah kareye, siyah şah ise beyaz kareye oturacaktır. Böyle olduğu takdirde tahtada tam bir simetri de sağlanmış olur. Notasyon işaretlerinin olduğu tahtalarda (ki eğitim amaçlı her tahtada artık bu işaretler vardır) şahlar "e dikeyinde" vezirler ise "d dikeyinde" bulunurlar. Bunu küçük öğrencilerimize anlatırken; "bu tahtanın efendisi kim?- Şah! O halde efendiler e-evinde oturur" diyerek öyküleme yapmak yararlı olmaktadır. Her antrenör de benzeri öykülemeler üretebilir.

 

MERKEZ KARELER :

 

Her şeyin bir merkezi olduğu gibi satranç tahtasının da bir merkezi vardır. e4, e5, d4, d5 kareleri “tahtanın merkezini” oluşturmaktadır.. Merkez kareler tahtanın ortasında adeta bir tepe gibidir. Bu karelerden herhangi birinde bulunan bir taş, tahtanın her yerini görebilir. Bunu deneylerle anlayabilirsiniz. Merkezdeki bir taşın ulaşabildiği kare ve yön sayısı, aynı taşın kenardan ulaşabildiği kare ve yön sayısından her zaman daha fazladır. Yalnızca kaleler her noktada aynı kare sayısına hükmederken, merkeze geldiklerinde etki ettikleri yön sayısı artar.

 

GENİŞLETİLMİŞ MERKEZ:

 

Merkez karelerin hemen etrafındaki karelerin oluşturduğu kareye ise, “genişletilmiş merkez” adını veriyoruz. Atların oyuna girerken genişletilmiş merkezden girmeleri, atların gücü açısından çok önemlidir. Bunu ileriki derslerde tekrar göreceğiz.

 

 OYNAMAK VE OYUN KURALLARI

 

CENTİLMENLİK:

Öncelikle rakibimize başarılar dilemeliyiz. Spor barışa endeksli yarıştan ibarettir. Maç bitiminde de sonuç ne olursa olsun öncelikle rakipler el sıkışarak ayrılmalıdır tahta başından.

 

HAMLE:

Dünyada tüm oyunların esası hamle yapmaktır. Her oyunun kendine özgü bir hamle şekli vardır. Satrançta ise taşlar aracılığı ile hamle yapılır. Hamlelerin bireşimiyle oyun sonuna ulaşırız ve üç sonuçtan birini alırız: Yengi, yenilgi, beraberlik.

 

*Bir taşın bulunduğu kareden bir başka kareye hareket ettirilmesine hamle denir.

*Hamle taşa dokunmakla başlar, dokunulan taşın bir başka kareye bırakılmasıyla son bulur.

*Oyun kurallarına göre yapılması mümkün olmayan bir hamle, “imkansız hamle” olarak adlandırılır ve bu hamle fark edildiği zaman geri alınmak zorundadır. Oyun süresince 3 kez imkansız hamle yapan oyuncu “hükmen yenik” sayılır.

 

*Hamle taşa dokunmakla başlayıp, dokunulan taşın bir başka kareye bırakılmasıyla son bulduğuna göre, dokunulan taş oynanmak zorundadır. Elimize aldığımız bir taşı bırakmadığımız sürece istediğimiz kareye oynama hakkımız vardır. Ancak bir kareye bıraktıktan sonra geri alma hakkı yoktur. Bu nedenle hamleden önce hangi taşı nereye oynayacağımıza karar vermiş olmamız gerekir.

 

   TAŞLAR:

Tahtada toplam 32 taş vardır. Bunların 16’sı beyaz 16’sı ise siyah oyuncuya aittir. Bir oyuncu 8 adet er, iki adet at, iki adet fil, iki adet kale ve bir adet vezir ve şaha sahiptir.

 

TAŞLARIN YERİ:

Notasyon işaretlerinin yer aldığı bir tahtada, 1. ve 2.yataylara beyaz taşlar, 7. ve 8. yataylara da siyah taşlar dizilir. Beyazlar ve siyahlar birbirine göre simetrik olarak yerleşirler. O halde beyazları yerleştirince siyahların yerini de simetrik bir bakışla keşfedebiliriz.

 

Şimdi tahtayı önümüze koyalım, a1 ve h1 karelerine kalelerimizi yerleştirelim. Kalelere de atlarımızı bağlayalım!! Atlarımızın yanlarına da fillerimizi koyalım. Bu durumda b1 ve g1 karelerinde atlar/ c1 ve f1 karelerinde de filler yerini almış demektir. Şimdi 1. yatayda iki karemiz boştadır. Bunlardan birine veziri diğerine şahı koyacağız. Şahı rakibinin rengindeki kareye, yani rengi siyah olan e1 karesine veziri ise kendi rengindeki kareye (d1 karesi) koyduğumuzda, tahtada “subayların” dizilimi tamam demektir. Kahraman erlerimizi de hemen her subayın önüne birer tane yerleştirdiğimizde, 2. yataydaki her kareye bir er yerleştiğini göreceğiz. Beyaz taşların bu konumuna bakarak, simetrik bir biçimde siyah taşların da nasıl dizileceğini bulacağız. Bu bizim ilk genellememiz olacak…

 

TAŞLARIN HAREKETİ:

 

Taşların hareketini öğrenme nedenimiz elbette ki bu oyunun nasıl oynandığını bilmek. Bunun için şimdi önümüze tahtayı koyalım. Önümüzdeki tahtanın sağ alt köşesi beyaz kare olmalıdır. Taşların hareketini kavramaya kaleden başlayacağız.

 

KALENİN HAREKETİ:

 

Kale “+” işareti gibi hareket eder. Yani dikey ve yatay yönlerde hareket eder. Örneğin a1’deki bir kale a8’e ve h1’e değin hareket edebilir. İster kendi taşı olsun isterse rakip bir taş olsun, başka taşların üzerinden geçemez. Kaleler bu yüzden açık hatlarda daha etkindirler.

Bu bilgiyle birlikte “hat” sözcüğünü satranç açısından açıklamakta yarar vardır: yatay, dikey ve çaprazların oluşturduğu yollara “hat” diyoruz. Açık hat, yarı açık hat, kapalı hat olarak ÜÇ biçimde karşımıza çıkarlar.

Açık hat: Üzerinde hiç piyon olmayan hatlardır.

Yarı açık hat: Üzerinde yalnızca bir tarafın piyonu olan hattır.

Kapalı  hat: Üzerinde her iki tarafın da piyonu bulunan hattır.

 

Önü açık olduğu sürece kaleler istediği kadar yatay ve dikey olarak hareket ederler, uzun erişimli bir taştır.

 

FİLİN HAREKETİ:

 

Filler yalnızca çapraz yollarda hareket edebilirler. Bu yüzden beyaz karedeki bir fil “beyaz fil” siyah karedeki bir fil ise “siyah fil” olarak adlandırılır. Dolayısıyla beyaz oyuncunun bir “siyah fili” siyah oyuncunun da bir “beyaz fili” vardır. Filler bulundukları karenin rengine göre adlandırılırlar. Filler de kaleler gibi önü açık olduğu sürece  çapraz yollarda istediği kareye kadar gidebilir. Kale “+” işareti gibi hareket ederken fil için de “x” işareti gibi hareket eder diyebiliriz.

 

VEZİRİN HAREKETİ:

 

Vezirler Kale+Fil gibidirler. Hem “+” hem de “x” işareti gibi hareket eder. Bulunduğu kareden yatay, dikey ve çapraz olarak yönleri açık olduğu oranda istediği kadar gidebilir. Merkez karelerden birinde bulunan bir vezir, 8 yöne hareket edebilir.

 

ATIN HAREKETİ:

 

“Atlar atlar!” Satranç taşları içerisinde diğer taşlara hiç benzemeyen bir şekilde hareket ederler. Atın dışında tüm taşların ortaklaştığı bir hareket bulunabilir. Ama atlar hiçbir taşla ortaklaşamaz ya da hiçbir taş at gibi gidemez.

Atın hareketini tanımlamak için bir çok tanım vardır.

1-     Atlar yatay, dikey ve çapraz olmamak koşuluyla, kendilerine en yakın kareye giderler. Bu durumda örneğin e4  karesine bir at koyalım ve yatay, dikey ve çapraz yönleri iptal ederek, atımıza en yakın kareleri tespit edelim. “e4” karesindeki atımızın 8 adet kareye eşit şekilde yakın olduğunu göreceğiz.

2-     Atlar “L” şeklinde hareket eder. “L” harfi birbiriyle dik olarak kesişen bir uzun bir kısa çizgiden oluşur. Bu durumda atımız “L” harfinin çizgilerince bir kısa bir uzun hareket etmektedir. Dolayısı ile atımıza iki kare yatay ya da dikey hareket ettikten sonra bir kare daha yine yatay ya da dikey hareket ederse, kendine özgü hareketini tamamlamış olur.

3-     Atlar ya bir kare düz bir kare çapraz ya da bir kare çapraz bir kare düz gider.

 

Şimdi bu üç tanımı beynimizde kararsak, muhtemel yanlış algılamalara karşı, bu tanımların birer “sağlama” özelliği taşıdığını da anlamış olacağız. Yapmamız gereken bu tanımlara göre bir deney yapmaktan ibarettir.

 

Atlar, atlar! Atlar başka bir taşın üzerinden atlar. Atların dışında hiçbir taş ister rakip ister kendi taşı olsun, bir başka taş üzerinden atlayamaz. Bu özelliği ile diğer taşlardan çok daha özgün bir harekete ve adeta gizemli hamlelere sahiptirler. Keşfettikçe çok  seveceksiniz.

 

PİYONUN HAREKETİ:

 

Geldik tahtanın cambazlarına. Küçücük boylarına bakmadan, koca tahtada oyuncuların yüzünü ağartan ve aynı zamanda karartan bücürlerine… Fransız satranççı Phlidor, “piyonlar satrancın ruhudur” demiştir.

 

Piyonlar daima ileri doğru dikey olarak hareket ederler. Tahtada henüz hiçbir taşın oynanmadığı konuma “başlangıç konumu” diyoruz. Başlangıç konumundaki bir piyon, iki kare ilerleme hakkına sahiptir. Bu haklarını yalnızca ilk hareketlerinde kullanma olanağı vardır, sonraya saklanamaz. Yani ilk hareketinde tek kare ilerlemiş olan bir piyon, iki kare ilerleme hakkını yitirir. Piyonların ilk hareketten sonraki hamleleri tek kare ilerlemek şeklinde gerçekleşir. Daima ileri doğru giderler, geriye doğru hareket edemezler.

 

İlerleyişleri dikey olarak ileri doğru iken, taş alışları çaprazdır. Bu çapraz alış da ileri doğru çaprazdır. Örneğin; e4 karesindeki bir piyon, d5 ve f 5 karesindeki rakip taşları alabilir, ancak d3 ve f3 karesindeki rakip taşları alamazlar.

 

TERFİ:

 

Piyonlar daima ileri doğru hareket eder demiştik. Pekiyi beyaz piyonlar 8’inci yataya, siyah piyonlar 1’inci yataya erişince ne olacak? Kendileri açısından “Son yataya” erişen piyonlar terfi hakkı elde ederler. “Son yataya” erişen piyonlar, piyon olarak kalamazlar, ikinci bir şah da olamazlar, kesinlikle bir başka taşa dönüşmek zorundadırlar. Son yataya erişen “kahramanımız” at, fil, kale, ya da vezir olarak oyuna geri dönmek zorundadır. Hangi taşa dönüşeceği, en çok hangi taşa gereksinim olduğu sorusunun yanıtı olarak tespit edilir. En güçlü taş vezir olmakla birlikte, terfi edecek piyonu ille de vezir yapmak her zaman haklı değildir. Ata terfi etmek gerekirken vezire terfi ettiği için kaybedilen oyunlar vardır. Bu nedenle oyunun gereksinimi ne ise, o taşa terfi etmek gerekir.

 

GEÇERKEN ALMAK:

 

Yine piyonlara özgü bir hareketle tanışıyoruz burada. İki tür tanımlayabiliriz bu hareketi:

1-     Başlangıç konumundaki herhangi bir piyon iki kare ilerlediği zaman, rakip piyon ile yan yana geliyorsa, rakip piyon, iki çıkan piyonu tek çıkmış gibi varsayarak alabilir.

      2-      Başlangıç konumundaki herhangi bir piyon, tek kare çıktığı zaman, rakip piyon tarafından alınabiliyorsa, iki kare çıktığı zaman da aynı rakip piyon tarafından alınabilir....

Bunu hemen deneyebiliriz. Örneğin e5 karesinde bir beyaz piyonumuz olsun. “d7” ve “f7” karesinde de siyah piyonlarımız olsun. “d7” iki kare ilerleyerek “d5” karesine geldiğinde, e5’teki beyaz piyonla yan yana gelmiş olur. e5’teki piyon d6 karesine giderek, d5’teki piyonu alma hakkına sahiptir. Keza f7-f5 ilerleyişinde de e5-f6 hamlesi ile f5’teki piyonu alabilir. Buna “geçerken almak” diyoruz.

 

*Geçerken almak zorunlu değildir. Ancak sonraya da saklanamaz. Alma hakkınızın doğduğu anda aldınız aldınız / almadınız bu hak ölür.

 

*Geçerken almak zorunlu olmamakla birlikte, bu hakka sahip oyuncunun, oyun kuralarına göre  yapabileceği başka bir hamle yok ise, bu kez bu hakkını kullanmak zorundadır.

 

ŞAHIN HAREKETİ:

 

Şahlar tıpkı vezir gibi, her yöne hareket edebilen ancak her hamle hakkında bir kare ilerleyebilen bir taştır. Yatay, dikey ve çapraz olarak hareket ederler. Bir kerede bir kare!...

Bir taşın hareket edebildiği her kare, aynı zaman da onun tehdit ettiği karedir. Piyonların dışında tüm taşlar kendi hareket tarzında rakip taşları alabilirler. Bir taş kendi hareket tarzında rakip bir taşı “görüyorsa” o taşı aynı zamanda “tehdit ediyor” demektir. Yalnızca piyonlarımız dikey olarak hareket ederken, çapraz olarak tehdit ederler…

 

ŞAHIN ŞAHA KARŞI HAREKETİ:

 

Şahlarımız her yöne birer kare hareket edebildiklerine göre, kendi çevrelerindeki kareleri tehdit ediyor ve aynı zamanda rakip taşlara karşı da koruyor demektir. Bu durumda iki şah yan yana, üst üste ve çapraz olarak birbirine komşu karelerde bulunamazlar demektir. Çünkü şahlar asla tehdit altında kalamazlar. Şahımız tehdit altında iken bu tehdidi görmezden gelen bir başka hamle yapamayız. Şah tehdit altında iken yapacağımız hamle, kesinkes bu tehdidi ortadan kaldıracak bir hamle olmak zorundadır.

Buradan şu sonucu da çıkarmış olmalıyız ki; şahımızı tehdit altında bırakacak bir hamleyi asla yapamayız. Yaparsak ne olur? – İmkansız hamle olur!...

  

ROK:

 

Kale ile şahın ortak bir hareketi olup, şah hareketi olarak kabul edilir. Bu harekette şah ile kale birbirinin üzerinden atlayarak yan yana bitişik karelerde dururlar. Hereketin gerçekleşmesi sırasında, önce şah kaleye doğru iki kare ilerler, kale ise şahın üzerinden atlayarak, şahın atladığı kareye yerleşir. (Bunu çocuklara öğretirken ben şu şekilde bir tekerleme ile öğretiyorum: “bir, iki, kurnaz tilki” yani şah kaleye doğru “bir, iki” kare ilerler, durur ve “kurnaz tilki; kale” şahın üzerinden atlar. Çocuklar için sevimli bir öykülemedir bu.)

 

Rok yapabilmek için:

  • Rok yapacak şahın ve kalenin hiç oynanmamış olması gerekir.
  • Rok yapacak kale ile şah arasında hiçbir taşın olmaması gerekir.
  • Rok yapacak şahın; kendisinin, atladığı karenin ve şahın yerleşeceği karenin rakip taşlar tarafından tehdit edilmiyor olması gerekir.
  • Kalelerin tehdit altında olmaları ya da tehdit altındaki karelerden geçiyor olmaları rok için engel değildir.
  • Şah için engel oluşturan tehditler giderildikten sonra rok yapılabilir.
  • Şah daha önce oynanmamış ancak kale oynanmış ise, oynanan kale ile rok yapılamaz, ancak şahın oynanmamış kale ile rok yapma hakkı saklıdır.
 

OPOZİSYON:

 

İngilizce bir deyim olan “opozisyon” sözcüğü “karşı koymak, engellemek, zorluk çıkarmak, direnmek, yol kesmek” anlamındadır. Satrançta opozisyon ise, şahların birbirlerini karşılıklı olarak engelleme durumudur. Şahların kendi aralarındaki “kare koruma” savaşımıdır. Birbirlerini kazanç karelerine sokmama durumudur. Genellikle oyun sonunda bu savaşım ortaya çıkar. Özellikle yalnız şah ile yalnız olmayan şahın birbirlerine karşı direnme ve alt etme savaşımı olarak ortaya çıkar. İlerleyen derslerde bunları ayrıntılı olarak göreceğiz.

 

Buraya değin olan bölümde, özellikle şahın ve piyon hareketlerinin karmaşık olduğunu görebiliriz. Bu iki taşın hareketlerinin dikkatlice okunması, kavranamayan konular için oyun pratiğine geçilmesi önerilir. Kalan kısımlar oynamaya başlayınca daha iyi kavranacaktır. Takıldığımız yerlerde geri dönüp konuya ilişkin metinler okunursa, işimiz kolaylaşacaktır.

  

TAŞLARIN DEĞERİ:

 

Taşların iki tür değeri vardır. Daha doğrusu dünyada her şeyin iki tür değeri vardır. Bu iki tür değeri çok değişik tanımlarla açıklamak olasıdır. Maddi Değer- Manevi Değer. Nicelik Değer- Nitelik Değer. Sayısal Değer- Konumsal Değer.

 

 Maddi Değer- Manevi Değer: Bize en tanıdık gelen değerdir. Çevremize baktığımız zaman “şeylerin” bizim için bazen maddi bazen de manevi değerler içerdiğini görebiliriz. Örneğin anneniz maddi olarak bir başka anne ile eşit değere sahip iken, manevi olarak tüm diğer annelerden daha yakındır size. Belki tüm anneler değerlidir ama sizin anneniz size daha değerlidir. Oysa maddi olarak anneniz diğer anneler gibi etten kemiktendir. “Kuzguna yavrusu şahin görünür”… 

Nicelik Değer- Nitelik Değer: Her er, erdir örneğin. Ama cephede ya da sınır boyundaki er ile yemekhanedeki er aynı değerde midir? Silahsız bir mangaya karşı, silahlı bir er eşit değerde midir? İnsan olarak, “et-kemik” olarak eşit olsalar da “savaş gücü” olarak farklıdırlar. Bu örnekte fark edilen erlerin insani değeri ile savaşçı değerleri arasındaki fark; nitelik değerdir.

Hiçbir mesleği olmayan bir insan ile, doktor olmuş bir insanın arasındaki farktır nitelik değer. Her iki insan da nicelik olarak insandan sayılır iken, mesleki açıdan aynı kefede sayılamaz. Nitelik değer sayılamayan, ölçülemeyen değerdir. Nicelik değer ölçülebilir, sayılabilir, nitelik değerse ölçülemez. Nicelik değer doğuştan var olan, ham, işlenmemiş değer iken, nitelik değer emek katılmış, işlenmiş değerdir.

 

Satranç taşlarının da iki tür değeri vardır. Oyuna giren oynanmış bir taş ile yerinde duran, oynanmamış bir taşın maddi olarak değerleri aynı olsa bile, sahip oldukları konumdan kaynaklanan değerleri aynı değildir. Bu yüzden satranç taşlarını da iki değer açısından tanımlayacağız; sayısal değer- konumsal değer.

 

SAYISAL DEĞER:

 

Taşların doğuştan sahip oldukları ve henüz hiçbir taşın hamle yapamadığı, başlangıç konumunda içerdikleri değerdir. Bu sayısal olarak ifade edilir. Bu değerlere göre;

Kale: 5 Puan

At    : 3 puan

Fil    : 3 puan

Vezir: 9 puan

Er    : 1 puandır.

Şah puanlama dışında olmakla beraber; konumsal olarak ya da oyun gücü olarak, at ile piyon arasında bir değere sahip olduğu söylenmektedir...

 

Bu değerler aynı zamanda taşlarımızın “mali” değerleri olup, onların değişim değerlerini de göstermektedir. Şahın dışındaki tüm taşlar belli “ticari kurallar” içerisinde değişilebilir. Ancak şahların değişim değeri, değişilemeyecek kadar kıymetli oluşları nedeniyle yoktur. Ya da şahın değişim değeri  “Mat” demektir. Şah-mat demek, “şah öldü” demektir demiştik. Rakibimiz yaptığı tehdit ile şahımızı alma gücüne erişmişse, bizim şahımız mat olmuş demektir. Taş değişirken maddi açıdan zararlı olup olmadığımızı bu değerlerle ölçeriz.

 

KONUMSAL DEĞER: ("Oyunsal Değer" de denebilir...)

 

Taşların ilk hamleden sonra kazanmaya başladıkları değerdir konumsal değer. Oyuna ne derecede katıldıkları ile ilgilidir. Ölçülemez, sayılamaz, ama fark edilir. Sanatsaldır, şiirseldir, öyküseldir, mizahidir, komiktir; satrancın sanatsal yanlarını tanımlar durumdadır… Farkı fark ederken bakılması gereken noktalarsa, taşın kaç tane rakip taşı tehdit ettiği- kaç tane kendi taşını koruduğu/ kaç tane rakip kareyi kontrol ettiği- kaç tane kendi karesini koruduğudur. Öyle bir an gelir ki sayısal olarak bir puana sahip olan bir piyon, konumsal olarak rakip şahı mat edebilecek durumdadır. Bu piyonun değeri artık ölçülemeyecek güzelliktedir.

 

Her iki değerin de zaman zaman birbirine dönüşebildiğini ilerleyen derslerde göreceğiz. Hatta bu değerlerin, iki kişilik bir oyun olan satrançtaki “üçüncü gizli bir oyuncu olan zamana” ve zamanın bu değerlere dönüşebildiğini de göreceğiz. Bu konuda Kasparov’un “Zirveye Giden Yol” adlı eserinin okunmasında yarar vardır.

 

Bizler, yeni başlayanlar olarak şimdilik taşların sayısal değer dediğimiz, değişim değerlerini akılda tutalım, “alış-verişlerimizi” bu değerler ışığında yapalım ve şahımızı koruyalım, asla teslim etmeyelim.

 

TAŞ İSTEMEK:

 

Yaptığımız bir hamle ile rakip bir taşı alabilecek konuma gelmeye taş istemek diyoruz.

 

Bize yönelen bir tehdide karşı üç tepkimiz vardır:

1-     Kaçmak

2-     Korumak…

3-     Karşı istekte bulunmak

 

TAŞ KAÇMAK:

 

İstenen taşımızı güvenli bir kareye oynamaktır kaçmak.

 

TAŞ KORUMAK:

 

İstenen taşı vermeyi kabul ederek, onu alan taşı almak üzere, istenen taşı başka bir taşla korumak… Rakip bizim taşımızı alınca, taşımızı alan taşı alabilecek bir konum yaratmak.

  

KARŞI İSTEKTE BULUNMAK:

 

İstenen taşı gözden çıkararak bırakmak, karşılığında başka bir hedefe yönelmek! Taşımız istenirken bizim de başka bir taşı istememiz ilk’e olarak yanlış olsa da, iyi bir oyuncu olduğumuzda isteği istekle yanıtlamanın da iyi bir yöntem olduğunu göreceğiz

Taş istenirken taş istemek neden yanlıştır?

Şundan: istenen taşımıza karşılık rakipten istediğimiz taş başka bir taşımızı isteyerek kaçarsa, rakibin isteği ikiye bizinki ise sıfıra düşer. Bu durumda istenen taşlardan birini kurtarsak bile diğerini kaybederiz.

  

TAŞ ALMAK:

 

Yapılan hamle ile rakip taşlardan birinin bulunduğu kareye yerleşerek, rakip taşı oyun dışı bırakmaktır.

 

TAŞ DEĞİŞMEK:

 

Genellikle eşit taşların konumsal nedenlerden ve sorunlardan dolayı kırışılmasıdır.  Değişimi isteyen taraf genelde değişim sonrası konumunu geliştiren, kendine avantaj elde eden taraftır. Eğer eşit olmayan taşlar değişiliyorsa bu değişim “feda” içermektedir. Değerli bir taşını değersiz bir taşla değişen taraf, feda yapmıştır. Fedanın karşılığında mata giden bir yol varsa feda yapılmalıdır. Yoksa uğradığımız kan kaybından başka bir şey olmaz…

 

ŞAH ÇEKMEK:

 

Bir tarafın, diğer tarafın şahını isteyen hamlesine “şah çekmek” denir. Bu tehdidi yapan oyuncu “şah” diyerek sözel bir uyarı yapabilir; ancak uyarmak zorunda değildir. Turnuva oyuncusu bu tehdidi görmek zorundadır.

 

Bu kural çeşitli tartışmalara neden olmaktadır. Bu uyarının geldiği köken, “mertlik” duygusudur. Geleneğe göre “avcılık; kaçanı vurmaktır”. Sizden habersiz olanı vurmak kalleşliktir. “Şah!” demek bir tür “teslim ol” çağrısıdır. Bu nedenledir ki polislerin kaçan bir suçluyu önce “dur” ihtarı ile uyarması kanunla tespit edilmiştir. “Yakalamak” kaçan için geçerlidir! Kaçmayan, sizden habersiz olanı yakalamış olamazsınız. İşte bu yüzden, eskiden satranç oynayanlar, “bak şahını istiyorum, ayağını denk al” anlamına gelen “şah!” uyarısını ses ile bildirmektedir.

 

Sanırım “tüfek icat edildiğinden beri mertlik bozulduğundan” olsa gerek, günümüzde “şah” uyarısı zorunluluğu yoktur. Çünkü turnuvalarda, bu uyarıyı almayan ve şahı istekte bulunan bir oyuncu, şahını tehditten kurtaracağı yerde başka bir hamle yapınca, bu imkansız hamle olarak addedilmekte ve bir oyunda üç imkansız hamle yapan oyuncu diskalifiye olmaktadır.

Dolayısıyla bu uyarının verilmeyişi de mücadele araçlarından biri haline gelebilmektedir. Bu yüzden rakibin her hamlesinden sonra onun ne istediğini kesinlikle sorgulamanız gerekmektedir.

 

TEHDİT ALTINDAKİ ŞAH:

 

Şahı tehdit altındaki bir oyuncu şahını kaçmadığı zaman, şahı almak da yasaktır. Tehdit altındaki şah yapacağı hamle ile kesinkes bu tehditten kurtulmak zorundadır. Kurtulamıyorsa şah “mat” olmuş demektir.

 

Tehdit altındaki şahın üç tepkisi vardır:

1-     Güvenli bir kareye kaçmak

2-     Şah çeken taşı almak

3-     Araya taş kapatmak; yardım istemek.

Küçüklerimize bu konuyu anlatırken şu örneği veriyorum: “Evinizin kapısında yabancı bir adam size saldırsa ne yaparsınız?”

1-     Kaçarım!

2-     Ben de ona saldırırım

3-     Tanıdıklarımdan yardım isterim.

 

İşte tehdit altındaki şah da tıpkı yaşamdaki gibi tepki vermektedir.

  

MAT:

 

Daha önce söylediğimiz gibi; üç tepkiden birini verebilen şah mattan kurtulmuş demektir. Hiçbir tepki veremeyen şah ise “mat” olmuş demektir. Kısaca söylersek; tehdit altındaki şah, kendini bu tehditten kurtaramıyorsa, şah “mat” olmuş demektir. Şimdi mat olanın mat edenin elini sıkma zamanıdır…

 

BERABERLİKLER:

 

Yaşamda olduğu gibi her savaşım yengi ile sonuçlanmaz. Yenişmezlikler de sonuçlardan biridir. Satrançta da bir taraf açısından üç sonuç vardır; yengi, yenilgi, beraberlik.

Satrançta 5 tür beraberlikten söz edebiliriz:

 

 1-      Yetersiz güç ya da “ölü konum” beraberliği:

Oyun sonunda tarafların birbirlerini mat edecek taşları kalmamışsa, bu oyun berabere bitmiş sayılır. İki yalnız şah ölü konuma ulaşmış demektir. Yalnız şaha karşı şah at, şah fil de ölü konumdur. Her iki tarafın aynı renk birer fille kalması da ölü konumdur. Diğer konumlarda bir tarafın yanlış oynama olasılığına karşı mat durumu “teorik olarak” vardır.

 2-      Pat: 

Şah tehdit edilmeksizin yapabileceği bir hamle yok ise oyun “pat” olmuştur. Pat olan oyun tarafların maddi üstünlüğüne bakılmaksızın berabere bitmiş sayılır.

 

“Mat” ve “ Pat” kavramları yeni başlayanlar arasında “at’larından” ve kısmi konumsal benzerliklerinden olsa gerek, birbiriyle karıştırılmaktadır. 3/2 oranında birbirine benzer bu kavramlar. Hem sözcük olarak “iki harfi” ortaktır, hem de her iki konumda da şahların kendilerinin ve diğer taşlarının oynanabilecek hamleleri yoktur. Ancak mat durumunda şaha tehdit varken/ pat durumunda şaha tehdit yoktur. Aradaki tek fark, tehdit farkıdır.

 

 3-      Üç Konum Tekrarı: 

Oyun süresince tahtada aynı konum üç kez oluşmuşsa, taraflardan birinin isteği üzerine, hakem kararıyla oyun berabere ilan edilir. Beraberliği isteyen oyuncu hamlesini notasyon kağıdına yazar, ama hamleyi yapmadan önce elini kaldırarak hakemi çağırıp; “yapacağım bu hamle ile üç konum tekrar edilmiş olacaktır, beraberlik istiyorum” demek zorundadır.

 

Üç konum tekrarı oyunun değişik zamanlarında oluşabileceği gibi, ardı ardına hamleler yoluyla da olabilir. Böylece “hamle tekrarı” yoluyla üç konum gerçekleşmiş olur.

 

 4-  50 Hamle Beraberliği: 

Oyundaki son 50 hamle içerisinde hiç piyon sürülmemiş, hiç taş kırışılmamış ise bir tarafın isteği üzerine hakem oyunu berabere ilan eder. Ancak burada da beraberlik isteyen oyuncu, yapacağı hamleyi kağıda yazar ve hamlesini yapmadan önce saati durdurur ve hakemi çağırır. Hakem gerekli incelemeyi notasyona bakarak yapar ve sav doğru ise oyunu berabere bitirir.

 

 5-Anlaşmalı Beraberlik: 

İlk hamleden sonraki bir aşamada, bir tarafın rakibine beraberlik teklif etmesi ve rakibin kabul etmesi sonunda oyun berabere biter.

 

Beraberliklerde her iki taraf da yarımşar puan alırlar.

 

NOTASYON:

 

Oyundaki hamlelerin belirli kurallar çerçevesinde yazıya çevrilmesine kağıda yazılmasına notasyon denir. Her iki oyuncu da yaptığı hamleleri yazmak zorundadır. Olası bir tartışmada ya da tahtdaki taşların bozulması ya da biten bir maça itiraz edildiğinde tahtanın son haline gelebilmesi yazılı hamlelerin takibiyle mümkündür. Notasyonun bu yanı kısa vadeli yararını anlatır. Uzun zaman içerisindeki yararı ise, oyunların geleceğe saklanması  ve oyuncunun kendi yanlışlarını ayırt etmesine kaynaklık etmesidir. Satrancın güzel yanlarından biri de budur ki, yüzlerce yıl sonra bile oyununuzu yeniden inceleyebilirler. Bir dağcılık sporundaki başarınız unutulabilir ve kaydedilemeyebilir ancak, satrançtaki hamleleriniz adeta “kılcal damarlarına” değin kayıt altına alınabilir. Notasyon sayesinde her şey kayıt altındadır. Yeni bir oyuncuyu en çok geliştirecek yöntemlerden biri de kendi oyunlarına zaman zaman dönüp bakabilme, eleştiri-özeleştiri; analiz yapabilme olanağıdır.

 

Notasyon yazmak için beli başlı sembolleri bilmek gerekir. Tahtanın kendisinden başlayarak, tahta ve taşlar belirli sembollerle ifade edilir. Buna göre:

Kale, büyük “K” harfi ile

At, büyük “A” harfi ile

Fil, büyük “F” harfi ile

Vezir, büyük “V” harfi ile

Şah, büyük “Ş” harfi ile ifade edilirler.

Piyonlar ise bulundukları dikey adı ve yatay numarası  ile ve küçük harf ile yazılarak ifade edilirler. Piyonların küçük harf ile yazılmalarının nedeni, Atın “A’sı / Filin f’si ile  “a” ve “f” dikeyindeki piyonların anlatımlarının birbirine karışmaması içindir. Bu yüzden dikey adları standartlara uygun her tahtada küçük olarak yazılmaktadır.

 

Notasyonda kulanılan başka semboller de vardır:

 

x       : taş almak

+       : şah tehdidi

+ +   : çifte şah tehdidi

0-0    : kısa rok

0-0-0 : uzun rok

#       : mat

1-0     : beyaz kazanmış

0-1     : siyah kazanmış

½       : berabere

!         : güçlü hamle

!!        : Çok güçlü hamle

?        : zayıf hamle

??       : çok zayıf hamle

!?       : ilginç hamle

?!       : şüpheli hamle

+ -     : beyaz kazanır

- +     : siyah kazanır

= &nb

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 5/5/2009 - 3289 NOLU YASA VE BİZLER

Aşağıda irdelemeye çalıştığım 3289 sayılı yasanın bizler tarafından okunmasının yararlı olacağını düşünüyorum.

Bu yasaya atfen GSGM kuruluyor. GSGM tarafından, özerk federasyonlar için "çerçeve statü" hazırlanıyor. Çerçeve Statü doğrultusunda tsf ana statüsü oluşturuluyor. TSF ANA STATÜ de tsf'yi yöneten "tüzük" durumundadır. Tüm bunlar, TSF pratiğinin irdelenmesinde, birer kriter; referans; veri durumundadır. Yapılan bir uygulamanın hukuka uygun olup olmadığının kontrol noktalarıdır.
Tsf ana statüsünde 13. maddenin sonunda, gelirlerin tanımlanması noktasında "diğer gelirler" ibaresi sorunludur.
Yine aynı maddede "kira ve işletme gelirleri" fıkrasındaki "işletme" sözcüğü de zihin bulandırıcıdır.
Bu gelir kalemleri tanımlanırken, aslında dayanılan noktanın geldisi "dernekler kanunudur”. "Gelir" olmasına rağmen ticari yolla elde edilmeyen bu gelirler vergiden muaftır. Vergiden muaf tutulmasının altında yatan ana fikir ise, sporun zaten sponsorlara dayanma fikridir. Bu fikir dernekler yasasından buralara evrilerek gelmiştir. Dernekler, vakıflar, spor federasyonları ayni ve nakdi bağışlar yoluyla elde ettikleri gelirlerden vergi ödemezler ve ödememelidir de. Ancak yine aynı kurumlar bağışlar ve aidatlar yoluyla yetinemedikleri zaman, varlıklarını devam ettirmek için gelir getirici ticari faaliyetlerde bulunabilirler. Ama bu durumda maliyeye kaydolmak ve vergi ödemek zorunda kalırlar.
Tüm bunlar TSF vergi ödesin diye tartışılmıyor. Ancak; ticari faaliyetin olduğu bir alanda ticari kaygıların güdülmesi kaçınılmaz hale gelmektedir. Piyasada diğer ticari unsurlarla girilen ilişkiler nedeniyle de, ortaya çıkan ticari kaygılar sporun ruhuyla çelişmeye ve kapitalist hırs ve emellerle örtüşmeye başlamaktadır.
Türkiye Yaş Gruplarında yaşanan sıkıntının kaynağında para kazanma hırsının yatmadığını kim söyleyebilir?
Bu durum, "raydan çıkacak olan" yönetici organların, hukuk dışına çıkmalarına da ortam hazırlamaktadır.
"Kapını sağlam tut, komşunu hırsız tutma". Kimseyi hırsız tuttuğumuz yok! Ancak, bu açıkların kapanmasını sağlamak gerekiyor.
Tüm bunlara müdahale edebilmek için de, bizi yöneten yasa ve hukuku iyi tanımak zorundayız.

Yasayı okurken araya serpilen [Koyu ve eğik (italik) yazılar Hüseyin AKTAŞ’a ait olup, eğik yazıdan hemen önce yer alan konulara ait değerlendirmelerdir.]


Kanun Numarası : 3289
Kabul Tarihi : 21/5/1986
Yayımlandığı R. Gazete : Tarih : 28/5/1986 Say : 19120
Yayımlandığı Düstur : Tertip 5 Cilt : 25 Sayfa : 224
Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat
ve Görevleri Hakkında Kanun
BİRİNCİ KISIM
Amaç, Görev ve Teşkilat
Amaç
Madde 1- (24.01.1989 tarih ve 356 sayılı KHK.'nin 7 nci maddesiyle değişen şekli.) Bu Kanunun amacı, Başbakanlığa bağlı, merkezde katma bütçeli ve tüzel kişiliğe sahip Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün, taşrada ise özel bütçeli Gençlik ve Spor İl ve İlçe Müdürlüklerinin kurulmasına, teşkilat, görev ve yetkilerine ait esas ve usulleri düzenlemektir.
Görev
Madde 2- Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün görevleri şunlardır:
a) (14.03.1991 tarih ve 3703 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle değişen şekli.) Vatandaşın ve okuldışı gençlerin fizik, moral güç ve yeteneklerini sağlayan beden eğitimi, oyun, cimnastik ve Spor faaliyetlerini sevk ve idare etmek; gençliğin boş zamanının değerlendirilmesine ilişkin hizmetleri yürütmek, bilgi ve beceri kursları düzenlemek, gençlerin kötü alışkanlıklardan korunması için gerekli tedbirleri almak,
b) Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı bütün öğretim kurumlarının; yurt içi ve yurt dışı spor faaliyetlerini programlamak, beden eğitimi ve spor faaliyetlerinin esaslarını tespit etmek, yürütmek, bu faaliyetlere ait araç, gereç ve benzeri ihtiyaçları sağlamak,
“bu faaliyetlere ait araç, gereç ve benzeri ihtiyaçları sağlamak”
Kim, nereden, nerede ve nasıl? Sporculardan mı? Gençliğin iyi bir yola sevk edilmesi için yapılan bu faaliyetlerin masrafları gençlerden ya da onların velilerinden mi elde edilir? Sponsorluk yasasının çıkarılma nedenlerini özümseyenler, bu sorulara kocaman bir HAYIR demek zorundadır.

c) (14.03.1991 tarih ve 3703 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle değişen şekli.) Okuldışı izcilik ve spor faaliyetleri ile gençlik faaliyetlerini programlamak, düzenlemek, yönetmek ve gelişmesini sağlamak; spor idarecisi, antrenör, monitör, spor elemanları ve hakemleri yetiştirmek, eğitmek, sayılarını artırmak, eğitim merkezleri kurmak,
"..eğitim merkezleri kurmak” Bu eğitim merkezleri bunca zamandır nerededir? İllerdeki kapalı spor salonları mıdır? Bunların yetersizliği üzerinde niçin durulmaz? Var olanlarından tüm spor dalları ve sporcular yasaya ve hukuka uygun şekilde yararlanabilmekte midir?
d) (24.01.1989 tarih ve 356 sayılı KHK.'nin 8 inci maddesiyle değişen şekli.) Sporcu ve Spor kulüpleri ile gençlik derneklerinin tescil, vize, aktarma işlemlerini yapmak,
e) Spor federasyonlarının kurulması ve spor dallarını belirlemek için gerekli usul ve esasları tayin ve tespit etmek,
f) (24.01.1989 tarih ve 356 sayılı KHK.'nin 8 inci maddesiyle değişen şekli.) Beden eğitimi, gençlik ve spor faaliyetleri için gerekli olan gençlik merkezleri, hostelleri, kampları ile; saha, tesis ve malzemeleri yapmak, yaptırmak, işletmek ve bu tesisleri vatandaşın istifadesine sunmak,
Nerede bu hizmetler?
g) Sporcu sağlığı ile ilgili tedbirleri almak, sporcu sağlık merkezleri açmak, açtırmak, işletmek, işletilmesine yardımcı olmak, sporcuların sigortalanması işlemlerini yapmak ve yaptırmak,
Efendim anlamadım?!

h) Spor müsabakalarında milletlerarası kuralların ve her türlü talimatın uygulanmasını sağlamak,
i) Futbol müsabakalarında müşterek bahis (Spor - Toto ve Spor - Loto) düzenlemek, yönetmek,
Bakın işte bu konuda harikasınız, sayenizde tüm gençlik kumarbaz oluyor!! Umut fakirin ekmeği ye mehmet ye!!
j) Beden eğitimi ve spor alanında teknik bilgi ve spora ilgiyi artıracak yayınlar yapmak, faaliyetlerde bulunmak,
k)Gençliğin boş zamanlarının değerlendirilmesi hususunda diğer kuruluşlarla işbirliği yapmak,
l)Milletlararası spor temas ve münasebetlerinde resmi merci görevi yapmak,
m)Bu Kanuna göre tescili yapılmış bulunan spor klüp ve kuruluşları ile spor amacını taşıyan teşekkül, sporcu ve spor elemanlarını denetlemek,
n) Başarılı sporculara ve çalıştırıcılarına ayni ve nakdi yardım yapmak ve yapılmasını sağlamak, ödüllendirmek,
Satranç ile ilgili ödüllendirilen bir çalıştırıcı var mı bugüne değin, adalet terazisi de elde tutularak?

o) İlgili mevzuat ve Bakanlıkça, verilen benzeri görevleri yapmak.
Teşkilat
Madde 3- Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Merkez ve Taşra Teşkilatından meydana gelir.
Merkez teşkilatı
Madde 4- (14.03.1991 tarih ve 3703 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle değişen şekli.) Genel Müdürlük, Merkez Teşkilatı Ana Hizmet Birimleri, Danışma ve Denetim Birimleri, Yardımcı Birimler ve Bağlı Birimlerden meydana gelir.
Ana Hizmet Birimleri
a) Spor Federasyonları Başkanlıkları
b) Tesisler Dairesi Başkanlığı
c) Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı
d) Spor Eğitimi Dairesi Başkanlığı
e) Gençlik Hizmetleri Dairesi Başkanlığı
f) Spor Kuruluşları Dairesi Başkanlığı
g) Spor Faaliyetleri Dairesi Başkanlığı
h) Danışma ve Denetim Birimleri:
i) Teftiş Kurulu Başkanlığı
j) Hukuk Müşavirliği
k) Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Dairesi Başkanlığı
l) Spor Kontrolörleri Kurul Başkanlığı
Yardımcı Birimler
a) Personel ve Eğitim Dairesi Başkanlığı
b) İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığı
c) Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı
d) Savunma Uzmanlığı
Bağlı Birimler
a) Spor-Toto-Loto Teşkilat Müdürlüğü
b) Genel Müdürlük Teşkilatı Ek - 1 sayılı cetvelde gösterilmiştir.

BİRİNCİ BÖLÜM
Genel Müdürlük
Genel Müdür
Madde 5- Genel Müdür, kuruluşun en üst amiridir. Genel Müdürlük hizmetlerinin mevzuata, milli güvenlik siyasetine, kalkınma planlarına, yıllık programlara uygun olarak yürütülmesini ve Genel Müdürlüğün faaliyet alanına giren konularda diğer kamu kurum ve kuruluşları ile işbirliği ve koordinasyonu sağlamakla görevlidir. Genel Müdür, Merkez ve taşra teşkilatının faaliyetlerini, işlemlerini ve hesaplarını denetlemekle görevli ve yetkilidir. Ayrıca, bu Kanuna göre tescili yapılmış bulunan spor klüp ve kuruluşları ile spor amacı taşıyan teşekkülleri de denetler.
Genel Müdüre karşı sorumlu olmak üzere 4 genel müdür yardımcısı görevlendirilir.
Genel Müdür yardımcıları, Genel Müdür tarafından kendilerine verilecek iş ve hizmetleri, mevzuat hükümlerine uygun olarak Genel Müdür adına düzenleme ve yürütmekle görevlidir.

İKİNCİ BÖLÜM
Taşra Teşkilatı
Taşra teşkilatı
Madde 6- İllerde, gençlik ve spor il müdürlüğü, ilçelerde gençlik ve spor ilçe müdürlüğü kurulur. İllerde vali, ilçelerde kaymakam gençlik ve spor başkanıdır. Bu teşkilatın hizmetleri illerde il müdürü, ilçelerde ilçe müdürü tarafından yürütülür. Hizmetlerin yürütülmesinden dolayı il müdürü valiye, ilçe müdürü kaymakama karşı birinci derecede sorumludurlar. İl teşkilatının bütçesi özel bütçedir. İl bütçesinden ilçelere il danışma kurulunun teklifi ve valinin onayı ile ödenek tahsis edilir.
Her yıl, her ile ve ilçeye ne kadar ödenek ayrıldığı yayınlanmalı ve valilikler bunu il düzeyinde spor kulüpleri temsilcilerinden oluşan bir komisyonla nasıl ve nereye harcayacağına karar verip açıklamalı ve yıl sonunda da uygulamalar denetlenmelidir.

Spor dalları temsilcileri
Madde 7- İllerde, gençlik ve spor işleriyle meşgul olmak üzere, valilerin sorumluluğu altında, o ilde uygulanmakta olan spor dallarının ilgili federasyonları ile uyumlu çalışabilme ve bu federasyonların taşra bağlantılarını sağlayabilme amacıyla fahri birer spor dalı temsilcisi bulunur.
Temsilcilerin fahri (gönüllü) olması tartışılmalıdır. Söz konusu olan gençlik faaliyetleridir. GENÇLİKTİR! Bu iş ne amatörlere ne de gönüllülere bırakılabilir. Gönüllü gönülsüzün eşeğini türkü söyleyerek arar!... Sporun amatör (heveskar) olarak yapılması ile bunları organize eden kişilerin amatörlüğü (heveskarlığı) aynı şey değildir. Amatör faaliyetlerin yönetimi, “Profesyonellik” ve profesyonellik ölçülerinde “Ciddiyet” gerektirir. Gönüllülerden nasıl hesap sorabilirsiniz? Onları neye göre denetlersiniz?

ÜÇÜNCÜ KISIM
Çeşitli Hükümler
Sürekli kurullar
Madde 8- (14.03.1991 tarih ve 3703 sayılı Kanunun 11 inci maddesiyle değişen şekli.) Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün sürekli kurulları şunlardır:
a) Gençlik ve Spor Şüraları
b) Merkez Danışma Kurulu
c) Merkez Ceza Kurulu
d) Genel Müdürlük Ceza Kurulu
e) İl Ceza Kurulu
Danışma Organı niteliğindeki gençlik ve spor şüraları, gençlik ve spor hizmetleri ile ilgili faaliyetler konusunda olmak ve dört yılda bir toplanmak üzere Başbakanlıkça ayrı ayrı düzenlenir.

En üst düzeyde var olan bu “şüralar”, daha yukarda önerdiğim gibi, il ve ilçeler düzeyinde de olmak zorundadır.




Şüraların teşekkülü, çalışma esas ve usulleri yönetmelikle teşkil edilir.
Genel Müdürün teklifi, Başbakanın onayı ile gençlik ve spor faaliyetlerini düzenlemek maksadıyla ihtiyaç duyulan konularda kurul teşkil edilebilir.
Merkez Ceza Kurulu, Genel Müdürlük Ceza Kurulunun kanunda belirtilmeyen üyeleri ile İl Ceza Kurulunun Başkan ve üyelerinin atanması ve bu kurulların kuruluş, görev, yetki ve sorumlulukları yönetmelikle belirlenir.
Merkez Danışma Kurulunun teşkili
Madde 9-Merkez Danışma Kurulu, Gençlik ve Spor Genel Müdürünün Başkanlığında; ülkede spor bilgisi ve ihtisası ile tanınmış olanlar arasından Başbakan tarafından seçilecek 3 kişi ile Milli Savunma, İçişleri, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlıkları, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi, Türkiye Spor Yazarları Derneği, Amatör Spor Kulüpleri Konfederasyonu'nun kendi mensupları arasından belirliyecekleri birer temsilci ve üniversitelerin sporla ilgili birimlerinin en üst yetkililerinin kendi aralarından seçecekleri bir temsilciden teşekkül eder.
Merkez Danışma Kurulunun görevleri
Madde 10-Merkez Danışma Kurulunun görevleri şunlardır:
a) Genel Müdürlükçe hazırlanan bütçe ile federasyonlar tarafından hazırlanan plan ve programları tetkik etmek,
b) Genel Müdürlükçe hazırlanan yıllık çalışma programını tetkik ve tasdik etmek,
c) Teşkilatı ilgilendiren yönetmelikleri hazırlamak,
d) Federasyonların kurulması ve meşgul olacakları spor dalları hakkında görüş bildirmek,
e) Spor saha, tesis ve malzemeleri ile ilgili konularda temel prensipleri tespit etmek,
f) Genel Müdürlükçe kendisine havale edilen diğer işler hakkında görüş bildirmek,
g) Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü merkez ve taşra personeli ile sporcuların sosyal güvenliğini düzenleyici tedbirler konusunda ilgili yönetmelikleri düzenleyerek görüş bildirmek.
(b) ve (c) bentlerinde yazılı işler hakkında Merkez Danışma Kurulunun vereceği karar kesindir. Ancak, bu kararlar Başbakan tarafından fesih veya tadil olunabilir.
Verilecek cezalar
Madde 11- Gençlik ve spor çalışmalarında spor teşekkül ve kişilerince, disiplin ve sportmenliğe aykırı fiiller ve bunlara uygulanacak müeyyideler, kanunlara ve milletlerarası teamüllere uygun olarak yapılacak ceza yönetmeliği ile tespit edilir. Söz konusu fiillerin para cezası ile müeyyidelendirilmesi mümkündür. Hangi cezaların paraya çevrileceği ceza yönetmeliğinde belirtilir. Uygulanacak para cezası on milyon lirayı geçemez. Bu miktarı üç katına kadar artırmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.
Atama
Madde 12- Atamalar 23/4/1981 gün ve 2451 sayılı Kanuna göre yapılır. Bu Kanun dışında kalan 1 - 4 derece kadrolara Bakan, diğer bütün görevlere ise Genel Müdür tarafından atama yapılır. Ancak Başbakan ve Genel Müdür bu yetkisini gerekli gördüğü alt kademelere devredebilir.
Bütçe ve mali hükümler
Madde 13- (30.05.1991 tarih ve 3751 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle değişen şekli.) Genel Müdürlük merkez teşkilatı katma, taşra teşkilatı ise özel bütçelidir. Merkez teşkilatı Sayıştay'ın denetimine tabi olup, merkez ve taşra teşkilatı Devlet İhale ve Muhasebe-i Umumiye kanunlarına tabi değildir.
Özel Bütçeler bu Kanunun 14 üncü maddesindeki esaslar ve Genel Müdürlük direktifleriyle illerin ihtiyaçları gözönünde tutularak il müdürlüklerince valiler tarafından Ekim ayı başında Genel Müdürlüğe gönderilir. (Valilikler bunu neye göre, hangi çalışmayla belirliyor acaba? Sonrasında denetleyen var mı?) Bu bütçeler Genel Müdürlükçe incelendikten sonra Genel Müdürün onayı ile yürürlüğe girer, bölüm maddeleri arasında yapılacak aktarmalar valinin onayı ile, bölümler arasında yapılacak aktarma ise Genel Müdürün onayı ile yapılır.
Genel Müdürlüğün gelirleri
Madde 14- Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün gelirleri şunlardır;
a) Spor - Toto ve Spor - Loto'dan alınacak hisseler,
b) Genel bütçeden ayrılacak ödenek,
c) Spor müsabakalarından alınacak hisse,
d) Milli ve temsili müsabakaların gelirleri,
e) Her türlü reklam gelirleri ile Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumundan naklen yayın hakkı geliri,
f) Her türlü işletme gelirleri ile kiralar, (“her türlü” deyince fuhuş, uyuşturucu ticareti, kaçakçılık “her türlünün” içinde midir dışında mıdır? Kızıp köpürmeye gerek yok. Kanunlar anayasaya, hukuka aykırı olamazlar. O halde böylesi tanımlar da kanunlarda yer almamalıdır. Kanunun bu fıkrası derhal düzeltilmelidir.)
g) Muhtelif fonlardan verilecek hisseler,
h) Matbaa, yayın ve basılı evrak gelirleri,
i) Her türlü bağışlar,
j) İtiraz ve ceza gelirleri,
k) Kayıt, tescil ücretleri ile aidatlar,
l) (24.12.2004 tarih ve 25680 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5272 sayılı Kanunun 87/d maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.)
m) Gayrimenkul satışlarından elde edilen gelirler,
n) Diğer gelirler. (NEEE? “diğer gelirlerden” kasıt NE? Bu madenin “f” Fıkrası için söylediklerim bu fıkra için, yani “n” fıkrası için de geçerli!!)
o) (24.12.2004 tarih ve 25680 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5272 sayılı Kanunun 87/d maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.)
ö)(24.12.2004 tarih ve 25680 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5272 sayılı Kanunun 87/d maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.)
Ayrıca, Genel Müdürlük, gelirlerinden her yıl belirlenecek belli bir oranı, il bütçelerine yardım olarak iller emrine gönderir. İl bütçeleri, bu esaslar göz önünde bulundurularak düzenlenir. İl bütçelerinin ita amiri validir.
Bu güne değin illerde böyle bir bütçeden yararlanmak kısmetine ermiş bir spor kulübü, temsilci, sporcu var mıdır? Varsa ortaya çıksın. Anlatsın, nasıl oluyor, biz de öğrenelim. Söz konusu il bütçeleri kimler tarafından, nasıl, nerede ve yılın hangi ayında yapılıyor? Duyan, gören beri gelsin!

Federasyonlar fonu
Madde 15- (Mülga:21/2/2001-4629/1 md.)
1) Bu maddenin uygulanması ile ilgili olar 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kanunun 81 inci maddesine ve 28/12/2004 tarihli ve 5277 sayılı 2005 Mali Yılı Bütçe Kanununun 37 nci maddesine bakınız.
Baktım, neyin değiştiğini bulamadım.

2) Bu maddenin birinci fıkrasında geçen “Genel Müdürlük merkez teşkilatı katma, taşra teşkilatı ise özel bütçelidir” ibaresi ve ikinci fıkrası ile ilgili olarak, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kanunun 12 ve 81 inci maddeleri ile kanuna bağlı (II) sayılı cetvele bakınız.
Müsabaka hasılatları
Madde 16-Müsabakalardan elde edilecek brüt hasılattan gerekli masraflar çıktıktan sonra geriye kalan miktar; federasyonlar fonuna, müsabakanın yapıldığı gençlik ve spor il müdürlüklerine ve müsabaka yapan kulüplere dağıtılır. Bu konudaki uygulama, usul ve esaslar bir yönetmelikle belirtilir.
Muafiyet
Madde17-Bu Kanuna göre yapılacak spor müsabaka ve gösterilerinden elde edilecek gelirler Katma Değer Vergisi hariç her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır.
Madde17-Bu Kanuna göre yapılacak spor müsabaka ve gösterilerinden elde edilecek gelirler Katma Değer Vergisi hariç her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır.
İŞTE!! BURADA!!
Ne burada? Federasyonun “her türlü gelirlerinin vergiden muaf olamayacağı” burada! Gençlik Spor Ve Genel Müdürlüğünün hazırladığı ÇERÇEVE STATÜ yasanın bu maddesine aykırı olmaz, ama aykırıdır! Türkiye Satranç Federasyonunun “çerçeve statüye dayanarak” hazırladığı TSF ANA STATÜ bu yasaya aykırı olmaz, ama aykırıdır! Aslında aykırı değildir, ancak aykırı hareket edebilecek şekilde boşluklar bırakılmıştır. Devletin boşluğu deniz, yemeyen domuz!!


Federasyon teşkili ve profesyonel dalların tespiti
Madde 18-Bir veya daha fazla spor dalı, teknik ve idari bakımdan birer federasyona bağlanır. Amatör federasyonların adedi ile profesyonel dallar, Merkez Danışma Kurulunun da görüşünü almak suretiyle Gençllik ve Spor Genel Müdürünün teklifi üzerine Başbakan tarafından tespit olunur.
Amatör ve profesyonel futbol faaliyetleri Türkiye Futbol Federasyonuna bağlı iki ayrı kurul tarafından yürütülür.
Federasyon başkanlarının seçimi ve kurullarının teşkili
Madde 19-(14.03.1991 tarih ve 3703 sayılı Kanunun 13 üncü maddesiyle değişen şekli.) Federasyon başkanları seçimle göreve gelirler ve bu görev fahridir.
“bu görev” pratikte fahri midir sizce? Harcırahlar neyin nesi oluyor? Fahri (gönüllü) görevlerde harcırah olur mu? Olmaz! Oluyor ama?! Tamam olsun. Ben de karşı değilim. Ancak ilgili yasayı değiştirelim ozaman!!
Federasyon başkanlarının seçimi, kurullarının teşkili, çalışmaları, görev, yetki ve sorumlulukları ile kurullarını atamaya ilişkin hükümler çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.
Yönetmelikleri kim hazırlıyor acaba? Bakmak gerek…

Spor kulüpleri
Madde 20-Spor kulüpleri, Dernekler Kanununa göre teşekkül eder ve tescil ile Gençlik ve Spor Teşkilatına dahil olurlar.
"Spor kulüpleri, Dernekler Kanununa göre teşekkül eder ve tescil ile Gençlik ve Spor Teşkilatına dahil olurlar." Federasyon ise bu kulüplerin birleşmesiyle kurulurlar. O halde federasyonu faaliyetlerini tamamen “dernekler kanunundan” koparamazsınız. Uygulamalrın yargılanması sırasında hakimin dayanacağı kanunlardan biri de “dernekler kanunudur”… “gelirlerin vergi muafiyetinin” dayandığı geldi, dernekler kanunudur. Ancak dernekler kanunu her türlü geliri vergiden muaf saymaz. Ticari faaliyetler ile elde edilen gelirler mükellef (maliye kaydı) gerektirir ve bu faaliyetler vergiye tabiidir. TSF’nin Türkiye Yaş gruplarında otel odası alıp-satması ticari faaliyettir ve vergiye tabii olması gerekir.
Gençlik ve Spor Teşkilatınca tescil edilmemiş kulüpler, federasyonlar tarafından tertiplenen veya bunların denetimi altında yapılan müsabakalara katılamazlar. Tescil olunmamış kulüpler adına lisans verilmez.
Spor kulüpleri faaliyet gösterdikleri dallarda antrenör tutmaya mecburdurlar.
Tescile ilişkin esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.
Kulüplerin denetimi
Madde 21- Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, kulüpleri her yönden denetler. Gerekirse hesap, defter ve işlemlerine el koyar. Dernekler Kanunu hükümleri saklıdır.

Ne diyor Sadullah Eken Arkadaşım? “Dernekler Kanunu hükümleri saklıdır” diyoooor!! TSF dernektir diyen olmadı zaten. Ama dernekler kanununa göre kurulan kulüplerin üzerinde oluşan bir federasyon, kendisi dernek olmasa da, eninde sonunda bu kanun hükümlerinden kaçamaz. Hakim önüne düşmeye görün. Düştüğünüz takdirde hakim amca açar bu kanunu size bir güzel ezberletir.
Bu konuda daha önce TSF forumda yazdığım, “KURUMSALLAŞMA VE KIRIMSALLAŞMA” başlıklı yazıyı şu linkten okuyabilirsiniz: http://aktashuseyin.blogcu.com/kurumsallasma-ve-kirimsallasma_3674899.html





TSF ticaret yapmasın mı? Yapsın! Ancak ticari faaliyetle sportif faaliyetleri ayırsın. Ticaretin doğasındaki kar hırsı ile sporun doğasındaki heveskarlık çelişkilidir. Gençliği kötü alışkanlıklardan kurtaracak faaliyetlere ticari hırsı bulaştırdığınız zaman, ortaya yaş gruplarındaki tablodan daha kötülerinin çıkması kaçınılmazdır.

Bir bilim adamı kapitalisti şöyle tarif eder: % 10 karla her zaman iş yapmaya hazırdır. % 20 ağzını sulandırır. % 50 için o ülkede darbe yaptırır. %100 kar için anasının ipini çeker…
Böylesine bir hırsı barındıran ticari faaliyetler spora bulaşmalı mı sizce?...
[/b][/i]
Sporcu lisansı
Madde 22- Sporcuların yarışmalara katılabilmeleri için lisans almaları şarttır. Spor yapmaya ve müsabakalara katılmaya elverişliliği sağlık raporu ile tevsik edilmeyenlere lisans verilmez.
Gerçek şahıslar, bir kulüp adına veya ferdi olarak lisans alabilir.
Sporcuların sigortalanması
Madde 23- (14.03.1991 tarih ve 3703 sayılı Kanunun 14 üncü maddesiyle değişen şekli.) Milli takımlara seçilen sporcular ile bu takımların teknik kadrolarında yer alanlar, müsabaka öncesi yapılan kamp çalışmalarının başlangıcından, müsabaka sonrası ikametgahına ulaşıncaya kadar, Milli Takım listesinde yer alan diğer görevliler ise müsabakaya gidiş tarihlerinden, ikametgahlarına varış tarihine kadar geçen süre içerisinde her türlü kaza, hastalık ve sakatlanmalara karşı özel sigorta sistemine göre Genel Müdürlükçe sigortalanır.
Sigortalanma esas ve usulleri yönetmelikle düzenlenir.
Bu hüküm işliyor mu? Sporcu arkadaşlar kendileri açısından bakmalıdırlar. İşlemiyorsa geriye dönük dava açma hakları vardır.


Profesyonel spor
Madde 24- Profesyonel dallar, Gençlik ve Spor Genel Müdürünün, Merkez Danışma Kurulunun da görüşünü almak suretiyle yapacağı teklif üzerine, Başbakan tarafından tespit olunur.
Profesyonel spor dallarının teşkili, ilgili federasyonları ile bağlantıları, idaresi tüzükle düzenlenir.
Spor kulüpleri, profesyonel takımlarını, Türk Ticaret Kanunun hükümlerine göre kuracakları veya kurulmuş olan şirketlere devredebilirler veya profesyonel futbol takımlarını kiraya verebilirler.
Kulüplere yardım
Madde 25-Bu Kanun hükümlerine göre tescil olan kulüplerin amatör faaliyetleri için Genel Müdürlük ayni ve nakdi yardımda bulunabilir.
Tesis yapma mükellefiyeti
Madde 26-Memur ve işçi sayısı 500'den fazla olan kuruluşlar ve fabrikalar, öncelikle kendi personeline beden eğitimi ve spor yaptırmak için ilgili yönetmeliğinde belirtilecek esaslara göre spor tesisleri yapmaya ve antrenör tutmaya mecburdurlar. Yönetmeliğinde belirtilen süre içerisinde gerekli spor tesislerini inşa etmeyen ve antrenör tutmayan fabrika ve kuruluşlar, sürenin bitiminde ve müteakip her yıl, tebliğ tarihinde çalıştırdıkları her işçi ve memur için, o tarihte yürürlükte bulunan brüt asgari ücretin üçte biri tutarındaki bir cezayı en geç bir ay içinde ödemek zorundadırlar. Bu süre içinde ödenmeyen cezalar, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre takip ve tahsil olunur. Tahsil olunan bu paralar her ay veya üç ayda bir Türk Sporunu Teşvik Fonuna intikal ettirilir.
Belediyeler, şehir planlarını hazırlarken, spor tesislerine tahsis edecekleri yerlerin tespitinde, il veya ilçe danışma kurulu ile Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün görüş ve teklifini esas alırlar.
Bakın burada satranççıları ilgilendiren (aslında tüm spor dallarını ilgilendiren) bir nokta var: Antalya’nın bir turnuva alanı yok. GS İl Müdürlükleri yerel yönetimleri bu konuda zorlama hakkına sahip olur buradan. Bizler de GS İl Müdürlüklerini zorlayabiliriz. Ama nasıl? ÖRGÜTLENEREK! Buradan hareketle TSF de Türkiye çapında bir Turnuva alanını Ankara’ya İnşa ettirme hakkına erişebilir. Bu inşaata Tüm Türkiye belediyelerinin katılımını güçleri oranında zorunlu saydırabilir. Her kentte bir stadyum var da satranç turnuva alanı niye yok? Ankara’da böyle bir merkeze Ankara belediyesi yer göstermek zorundadır. Çünkü orası Ankara’dır. Böyle bir merkezin inşasından sonra da, yaş gruplarında yaşanan sorunlar son bulur. Ne dersiniz? Ama bunları geçekleştirmek için uçaklardan inmek gerek. Halkın arasına karışmak gerek. Gözlerini FİDE başkanlığından ülkeye, yasalara, hak ve ödevlere çevirmek gerek. Bu tür yapılanmaları tamamladıktan sonra Fideye kadar yolunuz var…
Nazım imar planlarında, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün muvafakatı olmaksızın, spor tesisleri ile ilgili kısımları üzerinde değişiklik yapılamaz.
Toplu konutlar, organize sanayi bölgeleri, küçük sanayi siteleri, eğitim kurumları ile fabrika projelerine spor alanı ve tesisi konulması zorunludur.
O- hoooo?!

Sporculara devlet nakil vasıtalarında yapılacak tenzilat
Madde 27- Bulundukları merkezin gençlik ve spor il müdürlüklerinin belgesini taşıyan ve en az beş kişilik bir grup halinde spor hareketlerine veya müsabakalarına katılmak üzere yurt içine ve yurt dışına seyahat eden sporculara, Devlet nakil vasıtalarında, yürürlükteki tarifeler üzerinden yüzde elli tenzilatlı ücret tarifesi uygulanır.
Duydunuz mu? Okudunuz mu?!

Özel salon açılması
Madde 28- Özel teşebbüs tarafından gençlik ve spor çalışmaları yapmak amacıyla açılacak okul, eğitim merkezi ile sitesi, salon ve benzeri tesis ve kuruluşlar, valinin müsaadesine ve kontrolüne tabidir.
Açsınlar da, kontrol da etsinler!

Sporcuların ve spor yöneticilerinin izinli sayılmaları
Madde 29-Milletlerarası seviyede yurt içi ve yurt dışı spor müsabakaları ve bunların hazırlık çalışmalarına katılacak sporcu, hakem, antrenör, monitör, yöneticiler ve bu amaçla görevlendirilecek diğer görevliler, bağlı oldukları kurumlarınca organizasyonun devamı süresince izinli sayılırlar. Bunların özlük hakları kurumlarınca saklı tutulur. Öğrencilerin bu süreleri devamsızlık süresinin hesabında dikkate alınmaz.
Sporcu öğrenciler dikkat!


Sözleşmeli personel
Madde 30- Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, lüzumu kadar yerli - yabancı spor uzmanı ve antrenörü, Devlet Memurları Kanunu ve diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlerine bağlı olmaksızın sözleşmeli olarak çalıştırabilir. Kimlerin spor uzmanı ve antrenör olarak sözleşmeli çalıştırılabileceği yönetmelikle tespit olunur.
Kendi kafanızdan değil yani, yönetmeliğe uymak zorundasınız. Pekiyi yabancı antrenörlerin sözleşmeleri buna uygun mudur?
02.08.2000 tarih ve 608 sayılı KHK.'nin 1 inci maddesiyle değişen şekli.) (Değiştirilerek Kabul: 12.04.2001 tarih ve 4644/1. Yürürlük: 21.04.2001) Spordan sorumlu Bakanın teklifi üzerine Başbakan tarafından sayısı kırkı geçmemek üzere, olimpiyat şampiyonluğu veya olimpik spor dallarından birinde büyükler kategorisinde birden fazla dünya şampiyonluğu kazanan otuz yaşını doldurmuş sporcular, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesi (A) bendinin (2), (3) ve (6) numaralı alt bentlerindeki şartlar hariç diğer şartları taşımak kaydıyla spor müşaviri olarak atanabilir. Spor müşavirleri aylık ve özlük hakları bakımından Bakanlık müşavirleri hakkında uygulanan hükümlere tabidirler. Spor müşavirlerinin atama, çalıştırılma usul ve esasları spordan sorumlu Bakanın teklifi ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe konulacak yönetmelikle düzenlenir.
Fahri görev
Madde 31-(14.03.1991 tarih ve 3703 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle değişen şekli.) Kamu personeli, Devlet Memurları Kanununda belirtilen istihdam şekillerinden birinde istihdam edilip edilmediğine bakılmaksızın, gençlik ve spor hizmetlerinde fahri olarak çalıştırılabilir.
Üniversite öğretim üyeleri ile tabipler ve diğer sağlık personeli kurul, komisyon ve organizasyonlarda görev alabilirler.
Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü teşkilatında fahri olarak teknik ve idari görev alınabilir. Fahri göreve, illerdeki atamalar vali tarafından, merkez teşkilatındaki atamalar ise Genel Müdürün teklifi üzerine Başbakanın onayı ile yapılır.

Beden eğitimi öğretmenlerinin antrenörlük, uzmanlık, danışmanlık yapabilmeleri
Madde 32- Beden eğitimi öğretmenleri, Gençlik ve Spor Teşkilatında resmi mesaileri dışında antrenörlük, uzmanlık ve danışmanlık yapabilirler. Bunlara ödenecek ücretler, her yıl Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünce belirlenir ve il müdürlüğü bütçelerinden ödenir.
GS İl müdürlükleri bu çalışmaları yapıyor mu gerçekten? Tanık olan var mı? Niye bizim gözümüze çarpmıyor? Kızım liseye geldi, oğlum gelecek, ben daha çocukların bu kapsamda bir faaliyete çağrıldıklarına tanık olmadım.

Spor meslek liseleri
Madde 33-Antrenör ve spor elemanı yetiştirmek amacı ile Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığınca açılacak spor meslek liseleri bünyesinde çeşitli branşlarda sporcu eğitim merkezleri kurulabilir. Bu meslek liselerine Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünce tesis, eleman ve spor malzemesi yardımı yapılır.
Spor Eğitimi, Sağlık ve Araştırma Merkezi
Madde 34- Sporcu, antrenör, monitör, spor yöneticisi, hakem yetiştirmek ve araştırmalarda bulunmak amacıyla, Spor Eğitimi, Sağlık ve Araştırma Merkezi kurulur.
Aranızda bu merkezlere yolu düşen var mı hiç?

Spor kontrolörleri
Madde 35- Gençlik ve Spor Teşkilatında çalışan antrenör, monitör ve benzeri spor elemanlarının çalışmalarının değerlendirilmesi ve denetlenmesi amacıyla spor kontrolörlüğü kurulur. Spor kontrolörlerinin seçimi ile bunların çalışma usul ve esasları yönetmelikle belirtilir.



Genel Müdürlük malları
Madde 36-Genel Müdürlüğün taşınır ve taşınmaz bütün malları Devlet malı hükmündedir. Genel Müdürlüğün malları ile gelirleri ve alacakları haczedilemez.
Eğitim ve öğretim kurum ve kuruluşlarına tesis inşaatı, işletilmesi, eleman tahsisi, malzeme yardımı
Madde 37- Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, beden eğitimi ve spor hizmetlerinin geliştirilmesi, yönlendirilmesi ve desteklenmesi amacıyla, ilgili yönetmeliğinde belirtilen esaslar dahilinde;
Eğitim ve öğretim kurum ve kuruluşlarının beden eğitimi ve spor için tahsis edecekleri alanlara beden eğitimi ve spor tesisleri yapar, yaptırır.
Allah Allah?!...

İnşa edilen bu tesisler ile bu kurum ve kuruluşların mevcut beden eğitimi ve spor tesislerine personel, antrenör, monitör tahsis eder, tesisleri işletir, spor araç, gereç ve malzeme yardımında bulunur.
Hayret?!

Anlaşmazlıkların halli
Madde 38- Bir sözleşme olsun olmasın Genel Müdürlük ile Devlet daireleri müessese ve teşekkülleri veya gerçek ve tüzelkişiler arasında çıkan ve henüz kaza mercilerine, mahkeme veya icraya intikal etmemiş bulunan uyuşmazlıkların sulh yoluyla hallinde, anlaşma veya sözleşmelerin değiştirilmesinde veya bozulmasında, maddi ve hukuki sebeplerle dava ve icra takibi açılmasında veya açılan dava ve icra takibine devam edilmesinde veya aleyhte neticelenenlerin yüksek dereceli merci ve mahkemelerce incelenmesini istemekte fayda umulmayan hallerde bunlardan vazgeçilmesinde, açılmış dava ve icra takiplerinin sulh yoluyla hallinde yarar görüldüğü takdirde tanınacak veya terkin olunacak hak ve işin ihtiva ettiği menfaatlerin:
1.000.000 liraya kadar olanları il valisinin kararı,
1.000.000 - 2.000.000 (dahil) liraya kadar olanları Genel Müdürün kararı,
2.000.000 - 10.000.000 (dahil) liraya kadar olanları Bakanın kararı,
10.000.000 liradan fazla olanları Danıştay'ın görüşü alınarak müşterek karar ile halledilir.
Yukarıda belirtilen parasal sınırlar her yıl bütçe kanunları ile tespit edilir.
Mevzuu kalmayan veya yanlışlıkla açıldığı anlaşılan veya Genel Müdürlüğe ait hak ve menfaati muhtevi bulunmayan davalarla icra takipleri, miktar veya değeri yukarıda belirtilen parasal sınırlara tabi olarak iptal edilir. Dava ve icra kayıtları terkin olunur.
Dava ve icra takiplerinde aleyhte verilen kararlara karşı yüksek dereceli merci ve mahkemelere başvurmadan vazgeçilmesi ile idarece müdahale olunan ceza davalarında, suçun sabit olmaması, failinin tutulan şahıs olmadığının sübut bulması sebebiyle verilen beraat ve takipsizlik kararları hakkında da yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır.
Tashihi karar veya iadeyi muhakeme veya 29/6/1938 tarihli ve 3533 sayılı Kanuna göre hakemlerce verilmiş olan kararlara karşı itiraz yoluna gidilip gidilmemesinin takdiri davayı takip eden daire amirine veya avukata aittir.
Zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin geçmesini önleyecek tedbirleri ilgililer almakla mükelleftir. Yukarıdaki fıkralar hükümlerine uygun bir karar alınmış olmadıkça, dava ve icra takiplerinin açılması ve tamamen veya kısmen aleyhe sonuçlanan davalarla icra takiplerinde, yüksek dereceli mercilerde incelenmesi mümkün olanlar hakkında kanun yollarına gidilmesi mecburidir. Bu mecburiyeti yerine getirmemek suretiyle hukuki veya maddi sebeplerle bozulması mümkün bir hükmün kesinleşmesine ve bir hakkın kaybolmasına sebep olan avukatlarla, daire amirleri hakkında kanuni takibat yapılmakla beraber, meydana gelen zarar kendilerine tazmin ettirilir.
Genel Müdürlük hukuk müşavirleri ile merkez ve taşrada görevli Genel Müdürlük avukatları ve hukuk müşavirliği memurları, mahkemelerde ve icra dairelerinde takdir edilen vekalet ücretinden 2/2/1929 tarih ve 1389 sayılı Devlet Davalarını İntaç Eden Avukat Vesaireye Verilecek Ücreti Vekalet Hakkında Kanun hükümlerine göre faydalanırlar.
Uygulanacak hükümler
Madde 39- Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 27/9/1984 tarihli ve 3046 sayılı Kanun hükümleri uygulanır.
Yürürlükten kaldırılan hükümler
Madde 40- 29/6/1938 tarihli ve 3530 sayılı, 30/5/1941 tarihli ve 4047 sayılı, 7/6/1948 tarihli ve 5214 sayılı, 6/5/1960 tarihli ve 7474 sayılı kanunlar ile diğer kanunların bu Kanuna aykırı hükümleri yürürlükten kaldırılmıştır.
İntikal hükümleri
Madde 41- Bu Kanun yürürlüğe girmeden önce Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün sahip bulunduğu menkul ve gayrimenkul mal ve haklar ile alacak ve borçları ve muhtelif mevzuatla bu Genel Müdürlüğe verilen görev, yetki, sorumluluk, hak ve muafiyetler Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne ve Genel Müdürüne ayrıca Futbol Federasyonu profesyonel futbol hizmetleri (fon) bütçesinde bulunan nakit mevcudu ile alacak ve borçları da; futbol hizmetlerinde kullanılması kaydıyla, bu Kanunla kurulan Federasyonlar Fonuna intikal eder.
Futbol öz evlat mı ne , anlamadım?!...
Kamu görevlisi sayılma
Ek Madde 1- (24.01.1989 tarih ve 356 sayılı KHK.'nin 12 nci maddesiyle eklenmiştir.) Kamu hizmeti olarak yapılan gençlik ve spor organizasyonlarında görevlendirilen geçici görevliler, o organizasyonla ilgili görevlerini fiili olarak yürüttükleri süre içinde veya bu görevi ile ilgili ilişkileri sırasında kamu görevlisi sayılır. Ceza kanunlarının uygulanması bakımından, bunların işledikleri suçlarla, bunlara karşı işlenen suçlarda Devlet memurlarına ilişkin hükümler uygulanır.
Sporcu sağlığı
Ek Madde 2- (24.01.1989 tarih ve 356 sayılı KHK.'nin 12 nci maddesiyle eklenmiştir.) Gençlik ve spor faaliyetlerine katılanların belirli sağlık hizmetlerinin teminine ilişkin görevler Sağlık Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik bakanlıklarıyla işbirliği yapılmak suretiyle düzenlenecek esaslar dahilinde yürütülür.
Ödül ve sponsorluk (*)
Ek Madde 3- (02.08.2000 tarih ve 608 sayılı KHK.'nin 2 nci maddesiyle değişen şekli.) (Değiştirilerek Kbul: 12.04.2001 tarih ve 4644/2. Yürürlük: 21.04.2001) Ulusal ve uluslararası yarışmalarda üstün başarı göstermiş sporcular ve kulüpler ile bu başarıya emeği geçen kişi, kurum ve kuruluşlara (futbol branşı dahil) ayni ve/veya nakdi ödül verilir. (Satranç sporcuları bulunduğu ilde bu güne değin böylesi ödül alan bir sporcu varsa beri gelsin de boyuna posuna bakalım bir yol. Hayır vardır belki de ama ben görmedim. Alanlar bir adım öne çıkabilir mi?) Bu ödüller Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü bütçesinde bu amaçla kullanılmak üzere açılacak tertiplerden karşılanır. Bu gelirin yeterli olmaması durumunda eksik kalan miktar 24.3.1988 tarihli ve 3418 sayılı Kanunda öngörülen gelirlerden karşılanır.
Verilecek ödüllerin miktarı, kimlere verileceğine ilişkin usul ve esaslar, spordan sorumlu Bakanın teklifi ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine, Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe konulacak yönetmelikle düzenlenir.
(13.03.2004 tarih ve 25401 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5105 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle değişen şekli.) Ulusal veya uluslararası gençlik ve spor hizmet ve faaliyetlerini desteklemek amacıyla gerçek ve tüzel kişiler;
Genel Müdürlüğün yıllık faaliyet programında yer alan ulusal ve uluslararası gençlik ve spor organizasyonları,
Sporcuların transfer bedelleri hariç olmak üzere spor kulüpleri ile federasyonların yıllık programlarında bulunan sporun yaygınlaştırılması ve sporcuların desteklenmesine yönelik resmî sportif faaliyetleri,
Kamu kurum ve kuruluşları ve yerel yönetimler ile spor kulüplerine ait spor tesislerinden Genel Müdürlükçe uygun görülenlerin yapımı, bakımı ve onarımı,
Federasyonların ve spor kulüplerinin sportif hizmet ve faaliyetlerinin yürütülebilmesi için gerekli olan spor organizasyonları ile sportif araç, gereç ve malzemelerin temini,
Ferdî lisanslı sporcuların, Genel Müdürlük veya federasyonlarca ferdî olarak katılmalarına izin verilen ulusal veya uluslararası organizasyonları,
Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi ile Paralimpik Komitesinin sportif faaliyetlerine ilişkin hizmetleri,
Kapsamında sponsorluk yapabilirler.
(13.03.2004 tarih ve 25401 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5105 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle eklenmiştir.) Ferdî veya takım sporcuları ile gençlik ve spor kulüpleri, ulusal veya uluslararası sportif faaliyetlerde; Genel Müdürlüğün belirleyeceği esaslar dahilinde reklam alabilirler.
(13.03.2004 tarih ve 25401 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5105 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle eklenmiştir.) Sportif faaliyetlere, sporculara, spor kulüplerine, federasyonlara veya tesislere yapılacak harcamalara ilişkin belgeler Genel Müdürlüğün kontrol ve tasdikine tâbidir. Spor tesisleri için yapılacak yapım harcamaları ile Genel Müdürlükçe çıkarılacak yönetmelikle belirlenen tutarı aşan bakım ve onarım işlerine ilişkin harcamalar yeminli malî müşavirlerce tasdik edilir.
(13.03.2004 tarih ve 25401 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5105 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle eklenmiştir.) Sponsorluk ve reklamla ilgili esas ve usuller Genel Müdürlükçe çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.
(*) ("Ödül" olan madde başlığı; 13.03.2004 tarih ve 25401 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5105 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle "Ödül ve sponsorluk" şeklinde değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.)
Özel saha ve tesislerin açılması
Ek Madde 4- (24.01.1989 tarih ve 356 sayılı KHK.'nin 12 nci maddesiyle eklenmiştir.) Özel hukuka tabi tüzel kişilerle gerçek kişiler, vakıf ve derneklere ait; gençlik merkezleri, gençlik tatil kampları ile benzeri diğer tesislerin yapımında, açılmasında, işletilmesinde ve denetiminde genel hükümler uygulanır ve bunlar hakkında ayrıca Başbakanlığın da izni alınır. Bu ve benzeri tesisler Genel Müdürlüğün gözetimi ve denetimine tabidir.
Kamuya ait saha ve tesislerin kullanılması
Ek Madde 5- (24.01.1989 tarih ve 356 sayılı KHK.'nin 12 nci maddesiyle eklenmiştir.) Genel ve katma bütçeli idare ve kurumlar ile il özel idarelerine, belediyelere, belediyelere bağlı kurumlara ve iktisadi devlet teşekkülleri ve kamu iktisadi kuruluşlarına ait gençlik ve spor faaliyetlerinin yürütüldüğü saha ve tesislerden gençlik ve spor faaliyetlerinde ortaklaşa faydalanılır. ( O halde biz “İl Tertip Kurulu” olarak, her turnuvada niye elli kapı gezerek yalvarıyoruz? Turnuva yapacak alan için?)Birinci fıkrada sözü edilen saha ve tesislerin ortaklaşa ve çok yönlü kullanılma esas ve yönetimleri tesis sahibi kurumla Başbakanlık arasında yapılacak bir protokolla düzenlenir.
Sözleşmeli personel
Ek Madde 6- (14.03.1991 tarih ve 3703 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle eklenmiştir.) Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Merkez Teşkilatında; Genel Müdür, Genel Müdür Yardımcısı, Daire Başkanı ve Federasyon Genel Sekreteri, Spor Kontrolörü ve Yardımcısı, tabip, hukuk müşaviri, avukat, mimar, mühendis, müfettiş, şube müdürü, mütercim, aşçı kadroları karşılık gösterilmek suretiyle, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlerine bağlı olmaksızın sözleşmeli personel çalıştırılabilir. Ancak, bu görevlerde çalıştırılacaklar için yükseköğretim yanında, Devlet Memurları Kanununun 68 inci maddesinde belirtilen şartlar aranır.
Bu şekilde çalıştırılacakların sözleşme usul ve esasları ile ücret miktarı ve her çeşit ödemeleri Bakanlar Kurulunca tespit edilir.
Sözleşme ile çalıştırılacak personel istekleri üzerine T.C.Emekli Sandığı ile ilgilendirilir.
Fazla çalışma ücreti
Ek Madde 7- (14.03.1991 tarih ve 3703 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle eklenen madde 05.07.1991 tarih ve 433 sayılı KHK.'nin 16 ncı maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.)
Koordinasyon
Ek Madde 8- (14.03.1991 tarih ve 3703 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle eklenmiştir.) Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Yaygın ve Örgün Eğitim Kurumları arasındaki yurtiçi spor yarışmaları Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ile koordineli olarak yürütülür. Bu kurumlara ait Yurtdışı spor yarışmaları ile Milletlerarası İzcilik Faaliyetleri ise Milli Eğitim Bakanlığı ile koordineli olarak Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü tarafından yürütülür ve yurtdışında temsil edilir.
Özerklik
Ek Madde 9- (13.03.2004 tarih ve 25401 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5105 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle eklenmiştir.) Federasyonlara, talepte bulunmaları durumunda Merkez Danışma Kurulunun uygun görüşü, Genel Müdürlüğün bağlı olduğu Bakanın teklifi ve Başbakanın onayı ile idarî ve malî özerklik verilebilir. Federasyonun kuruluşuna ilişkin kararın, Resmî Gazetede yayımlanması ile tüzel kişilik kazanılır.
Özerk olan federasyonlar; organları genel kurulu tarafından seçimle göreve gelen, her türlü kararlarını kendi organları içerisinde alan, bütçesi genel kurul tarafından onaylanan ve ibra edilen federasyonlardır.
Özerklikte aşağıdaki kriterler göz önünde bulundurulur:
a) Faal sporcu sayısı.
b) Faal kulüp sayısı.
c) Spor dalının ülkemiz veya dünyadaki yaygınlığı ve gelişme potansiyeli.
d) Gelirlerinin giderlerini karşılayabilme yeterliliği.
“d” Fıkrasına göre TSF özerklik koşularına ulaşmadan mı özerk olmuştur? Gelirleri giderlerini karşılıyorsa niçin devletten yardım almaktadır?
e) Spor dalının olimpik olup olmadığı.
Olimpik miyiz?!...
f) Federasyon veya bağlı kulüplerin tesis durumu.
Özerkliği onanan federasyon, hazırlayacağı ana statü ve buna bağlı talimatlara göre genel kurulunu ve yetkilendireceği diğer organlarının oluşumunu, görev ve yetkilerini belirler. Özerk federasyonlar, uluslararası federasyonların öngördüğü kurulları oluşturmak zorundadır.
Özerk federasyonların; genel kurullarının toplanması ve çalışmalarına ilişkin usul ve esaslar ile kimlerin oy kullanabileceği ve Tahkim Kurulu ile ilişkileri Genel Müdürlükçe düzenlenecek çerçeve statü ile belirlenir. Özerk federasyonlarca hazırlanacak ana statü, çerçeve statüye aykırı olamaz.
Çerçeve Statü de 3289 sayılı yasaya aykırı olamaz! Bu konuda yukarılarda değindiğim” boşlukların ve hoşlukların” giderilmesi gerekir. Ya da ortaya çıkan keyfiyetlerin kaldırılması gerekir.
Özerk federasyonların ceza veya disiplin kurullarınca verilen kararlara karşı Genel Müdürlük bünyesinde oluşturulacak Tahkim Kuruluna itiraz edilebilir.
Tahkim Kurulu yedi asıl ve yedi yedek üyeden teşekkül eder. Üyelerin beşinin hukukçu, ikisinin ise spor alanında bilimsel çalışmalar yapmış veya sporda idareci, teknik adam ve benzeri görevlerde bulunmuş kariyer sahibi kişi olmaları şarttır. Üyeler Genel Müdürün teklifi ve Genel Müdürlüğün bağlı olduğu Bakanın onayı ile altı yıl için görevlendirilirler. Üyeler kendi aralarından bir başkan seçerler. Tahkim Kurulu tarafından verilen kararlar kesindir. (Her şeyin bir üst makamı her zaman vardır ve olmalıdır.)Tahkim Kurulunun görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usul ve esasları yönetmelikle belirlenir.
Tahkim Kurulu, federasyon ile kulüpler; federasyon ile hakemler; federasyon ile teknik direktör ve antrenörler; kulüpler ile teknik direktör ve antrenörler; kulüpler ile oyuncular; kulüpler ile kulüpler arasında çıkacak ihtilaflar hakkında yönetim kurulunca verilecek kararlar ile disiplin veya ceza kurulu kararlarını, ilgililerin itirazı üzerine inceleyerek kesin karara bağlar. (…Tuz kokarsa ne yapılacak?!)
Özerk federasyonların gelirleri; katılım payı, tescil, vize, transfer, itiraz, ceza, yayın, sponsorluk, reklam, yardım, bağış ve benzeri gelirler ile federasyon bütçesinin öz gelirlerinin %15'ini geçmemek üzere Genel Müdürlük bütçesinden ayrılacak paydan oluşur.
BURAYA DİKKAT! “Özerk federasyonların gelirleri; katılım payı, tescil, vize, transfer, itiraz, ceza, yayın, sponsorluk, reklam, yardım, bağış ve benzeri gelirler” “bağış ve benzeri”…
TSF’nin Türkiye Yaş Gruplarında alıp-sattığı odalar, bu gelirlerin hangisine “benzemektedir”?
(Anlamadım?!)
TSF Ana Statüde “diğer gelirler” kalemine sokulan bu gelirler, neye benzemektedir?
Bakın yasada bu noktada muğlaklık yok. Ancak gerek çerçevede statüde, gerekse çerçeve statünün “ yavrusu” olan tsf ana statüde, yasada yer alan “…bağış ve benzeri” ibaresi, “diğer gelirler” şekline dönüştürülmüştür.
YASA BURADA BOZULMUŞTUR (TAHRİF EDİLMİŞTİR)!!...
Bu tahrifat sayesinde TSF ticarete soyunmuş, veli ve sporcuları gelir kapısı haline getirmiştir.

Özerk federasyonların gelirleri ana statüsünde belirlenen usul ve esaslar dahilinde harcanır. (GERÇEKTEN Mİ?!) Genel Müdürlük bütçesinden özerk federasyonlara, ilgili branşın alt yapısına ve eğitime ilişkin projelerinin desteklenmesi amacıyla gerektiğinde kaynak tahsis edilebilir. Özerk federasyonların tüm gelirleri her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır.
“Tüm gelirler”
Ne bunlar?
“katılım payı, tescil, vize, transfer, itiraz, ceza, yayın, sponsorluk, reklam, yardım, bağış ve benzeri gelirler ile federasyon bütçesinin öz gelirlerinin %15'ini geçmemek üzere Genel Müdürlük bütçesinden ayrılacak pay”
Yukarılarda da değindim; Ticari faaliyetlerle elde edilen; KDV doğuran gelirler muaf değildir. Limra’dan, Daima’dan alınarak, veli ve sporculara satılan odalar ticari faaliyet kapsamına girer. Buna bir çözüm getirilmediği sürece de bize her şey, şey efendim, diyemedim, siz söyleyiverin!...

Genel Müdürlük, özerk federasyonların talebi durumunda, kendisine ait spor tesislerinin işletilmesini, menkul ve gayrimenkullerini bedelsiz olarak kırkdokuz yıla kadar federasyonun faaliyetleri için tahsis edebilir. Söz konusu spor tesisleri ile menkul ve gayrimenkullerin tahsis amacı dışında kullanılması halinde, tahsis işlemi Genel Müdürlükçe iptal edilir.
Özerk federasyonların her türlü faaliyet ve işlemleri Genel Müdürlüğün bağlı olduğu Bakanlığın denetimine tâbidir. Bu denetim sonucunda görevi başında kalmasında sakınca görülen federasyon başkanı veya yönetim kurulu üyeleri hakkında karar almak üzere, Genel Müdürlüğün bağlı olduğu Bakan, genel kurulu olağanüstü toplantıya çağırır.
Hükümetlerle, hatta İktidarlarla ilişkileri sıkı tutmak lazım! Neme lazım?!...
Geçici Madde 1- Ekli 2 sayılı cetvelde gösterilen kadrolar; 13/12/1983 tarih ve 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ekli I sayılı cetveldeki Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne ilişkin bölümüne
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Hakkımda

Satranç size hayatı öğretir...

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Blog RSS
Türkiye Satranç Federasyonu
ASEM
Antalya Satranç Haberleri
Satranç Forumu
Satranç
Türkiye Satranc Forum

Kategoriler

Arkadaşlar

gurelkulles
Blogcu Yardım
anfoder
karincachess
satrancsever1291
Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:9
| Sonraki Sayfa