<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>SATRANÇ</title>
        <description>Satranç size hayatı öğretir...</description>
        <link>http://aktashuseyin.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Sun, 08 Nov 2009 11:46:51 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title>Başlangıç Düzey Satranç Dersleri</title>
            <link>http://aktashuseyin.blogcu.com/baslangic-duzey-satranc-dersleri_49160931.html</link>
            <guid>http://aktashuseyin.blogcu.com/baslangic-duzey-satranc-dersleri_49160931.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;&lt;strong&gt;SATRAN&amp;Ccedil;: &lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;strong&gt;&amp;nbsp; &lt;/strong&gt;&lt;p&gt;Satran&amp;ccedil;, 5. Y&amp;uuml;zyılda Hindistan&amp;rsquo;da ortaya &amp;ccedil;ıkmış, bug&amp;uuml;nk&amp;uuml; İran ve Arap yarımadası istikametinden d&amp;uuml;nyaya yayılmıştır. &amp;nbsp;İran&amp;rsquo;dan kuzeye doğru yol alırken, Araplar ise Cebelitarık &amp;uuml;zerinden İspanya&amp;rsquo;ya taşımışlar, İspanya&amp;rsquo;dan da Avrupa&amp;rsquo;ya yayılmıştır.&lt;/p&gt;&lt;strong&gt;&amp;nbsp; &lt;/strong&gt;&lt;p&gt;Satranca esin kaynağı olan Hint ordusu &amp;ldquo;d&amp;ouml;rt kısımdan&amp;rdquo; oluşmaktaydı. Bunlar atlı kuvvetler, filli kuvvetler, savaş arabaları ve erler. Erler erliğini koruyarak hala er olarak kalmasına rağmen, diğer taşlar oyunun yayıldığı b&amp;ouml;lgelere g&amp;ouml;re zamanla değişimlere uğramıştır. Bu değişim durmayıp s&amp;uuml;rmekle birlikte, bu g&amp;uuml;n i&amp;ccedil;in erler Fransızca &amp;ldquo;piyon&amp;rdquo;, İtalyanca &amp;ldquo;piyade&amp;rdquo; T&amp;uuml;rk&amp;ccedil;e &amp;ldquo;er&amp;rdquo; olarak adlandırılmaktadır. Avrupalılar Fil i&amp;ccedil;in &amp;ldquo;rahip&amp;rdquo;, Şah i&amp;ccedil;in &amp;ldquo;kral&amp;rdquo;, vezir i&amp;ccedil;inse &amp;ldquo;krali&amp;ccedil;e&amp;rdquo; anlamına gelen adlar kullanmaktadırlar. Başlangı&amp;ccedil;ta savaş arabası olan kaleler, sonrasında &amp;ldquo;top&amp;rdquo; olarak adlandırılmış ve g&amp;uuml;n&amp;uuml;m&amp;uuml;zde de Kafkas b&amp;ouml;lgelerinde ve T&amp;uuml;rki cumhuriyetlerde kaleye hala &amp;ldquo;top&amp;rdquo; denmektedir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hint dilinde &amp;ldquo;d&amp;ouml;rt&amp;rdquo; anlamına gelen &amp;ldquo;&amp;ccedil;atur&amp;rdquo; s&amp;ouml;zc&amp;uuml;ğ&amp;uuml; ile &amp;ldquo;kısım&amp;rdquo;, &amp;ldquo;kol&amp;rdquo; anlamına gelen &amp;ldquo;anga&amp;rdquo; s&amp;ouml;zc&amp;.. ( &lt;a href=&quot;http://aktashuseyin.blogcu.com/baslangic-duzey-satranc-dersleri_49160931.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 12 Aug 2009 23:58:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>3289 NOLU YASA VE BİZLER</title>
            <link>http://aktashuseyin.blogcu.com/3289-nolu-yasa-ve-bizler_43191251.html</link>
            <guid>http://aktashuseyin.blogcu.com/3289-nolu-yasa-ve-bizler_43191251.html</guid> 
            <description>Aşağıda irdelemeye &amp;ccedil;alıştığım 3289 sayılı yasanın bizler tarafından okunmasının yararlı olacağını d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;yorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yasaya atfen GSGM kuruluyor. GSGM tarafından, &amp;ouml;zerk federasyonlar i&amp;ccedil;in &quot;&amp;ccedil;er&amp;ccedil;eve stat&amp;uuml;&quot; hazırlanıyor. &amp;Ccedil;er&amp;ccedil;eve Stat&amp;uuml; doğrultusunda tsf ana stat&amp;uuml;s&amp;uuml; oluşturuluyor. TSF ANA STAT&amp;Uuml; de tsf'yi y&amp;ouml;neten &quot;t&amp;uuml;z&amp;uuml;k&quot; durumundadır. T&amp;uuml;m bunlar, TSF pratiğinin irdelenmesinde, birer kriter; referans; veri durumundadır. Yapılan bir uygulamanın hukuka uygun olup olmadığının kontrol noktalarıdır. &lt;br /&gt;Tsf ana stat&amp;uuml;s&amp;uuml;nde 13. maddenin sonunda, gelirlerin tanımlanması noktasında &quot;diğer gelirler&quot; ibaresi sorunludur. &lt;br /&gt;Yine aynı maddede &quot;kira ve işletme gelirleri&quot; fıkrasındaki &quot;işletme&quot; s&amp;ouml;zc&amp;uuml;ğ&amp;uuml; de zihin bulandırıcıdır. &lt;br /&gt;Bu gelir kalemleri tanımlanırken, aslında dayanılan noktanın geldisi &quot;dernekler kanunudur&amp;rdquo;. &quot;Gelir&quot; olmasına rağmen ticari yolla elde edilmeyen bu gelirler vergiden muaftır. Vergiden muaf tutulmasının altında yatan ana fikir ise, sporun zaten sponsorlara dayanma fikridir. Bu fikir dernekler yasasından buralara evrilerek gelmiştir. Dernekler, vakıflar, spor federasyonları ayni ve nakdi bağışlar yoluyla elde ettikleri gelirlerden vergi &amp;ouml;demezler ve &amp;ouml;dememelidir de. Ancak yine aynı kurumlar bağışlar ve aidatlar yoluyla yetinemedikleri zaman, varlıklarını devam ettirmek i&amp;ccedil;in gelir getirici ticari faaliyetlerde bulunabilirler. Ama bu durumda maliyeye kaydolmak ve vergi &amp;ouml;demek zorunda kalırlar. &lt;br /&gt;T&amp;uuml;m bunlar TSF vergi &amp;ouml;desin diye tartışılmıyor. Ancak; ticari faaliyetin olduğu bir alanda ticari kaygıların g&amp;uuml;d&amp;uuml;lmesi ka&amp;ccedil;ınılmaz hale gelmektedir. Piyasada diğer ticari unsurlarla girilen ilişkiler nedeniyle de, ortaya &amp;ccedil;ıkan ticari kaygılar sporun ruhuyla &amp;ccedil;elişmeye ve .. ( &lt;a href=&quot;http://aktashuseyin.blogcu.com/3289-nolu-yasa-ve-bizler_43191251.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 05 May 2009 18:53:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>FİLİS-TİN, FİLİS-DİN YA DA KANLA BOYAMAK!! </title>
            <link>http://aktashuseyin.blogcu.com/filis-tin-filis-din-ya-da-kanla-boyamak_43189821.html</link>
            <guid>http://aktashuseyin.blogcu.com/filis-tin-filis-din-ya-da-kanla-boyamak_43189821.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;Aşağıdaki yazıyı Gazze katliamı sırasında kaleme aldım. Bu g&amp;uuml;ne değin yayınlamayışımın nedeni, bir ger&amp;ccedil;eği canlı bir şekilde ortaya serebilmekti. Nedir o ger&amp;ccedil;ek? Şudur: Hepimizin balık hafızalı insanlar haline getirilişimiz!... Gazze Katliamı sırasında hepimiz İsrail'i kınadık ama şuan unuttuk değil mi? Geriye ne kaldı? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazının satran&amp;ccedil;la ilişkisini sorgulayacaksınız okuduktan sonra. Belki moderat&amp;ouml;r arkadaşlar ilişki kuramayınca yazımı Hayata daire taşıyacak. Ama bu yazı satran&amp;ccedil;la ilişkilidir, satran&amp;ccedil; da bu yazıyla ilişkili olmalıdır! D&amp;uuml;nyayı anlamanın bir aracı olarak satran&amp;ccedil; &amp;ouml;ğrendim ve &amp;ouml;ğretiyorum ben. Satran&amp;ccedil; bir ara&amp;ccedil; olmalıdır bizler i&amp;ccedil;in. Ama'&amp;ccedil; olduğu g&amp;uuml;n amacından sapmış olacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim &amp;uuml;lkemizde ve d&amp;uuml;nyada satrancın yeni bir afyon olmaması dileğimdir. Bu nedenle satran&amp;ccedil;&amp;ccedil;ılar d&amp;uuml;nya olayları ile ilgilenmelidir. Nice varyantlarda zeka fışkıran satran&amp;ccedil;&amp;ccedil;ılar, aynı zekayı D&amp;uuml;nyayı Ve Olayları anlamak i&amp;ccedil;in de kullanmadığı s&amp;uuml;rece ne satrancın bir anlamı kalır ne de yaşadığımızı sandığımız hayatın bir anlamı kalır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;FİLİS-TİN, FİLİS-DİN YA DA KANLA BOYAMAK!! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tel Zaatar katliamı olduğunda &amp;ccedil;ocuk yaşlardaydım, ama siyasal d&amp;uuml;ş&amp;uuml;ncelerle, felsefe ile tanışma d&amp;ouml;nemimdi ve olayı algılayacak bilin&amp;ccedil;teydim. Şimdi kendi &amp;ccedil;ocuklarımın katılmasına kıyamayacağım sokak eylemlerine de o tarihlerden beri katıldım, yaşamın her anında Filistin davası yanında oldum. Tel Zaatar katliamından birka&amp;ccedil; yıl sonra 19 yaşındaydım ve dernek &amp;.. ( &lt;a href=&quot;http://aktashuseyin.blogcu.com/filis-tin-filis-din-ya-da-kanla-boyamak_43189821.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 05 May 2009 18:36:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>TEK KİŞİLİK SIRLAR</title>
            <link>http://aktashuseyin.blogcu.com/tek-kisilik-sirlar_33192411.html</link>
            <guid>http://aktashuseyin.blogcu.com/tek-kisilik-sirlar_33192411.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Y&amp;ouml;r&amp;uuml;ğ&amp;uuml;n kara devesini &amp;ccedil;almışlar. D&amp;uuml;ş&amp;uuml;nm&amp;uuml;ş Y&amp;ouml;r&amp;uuml;k; &amp;ldquo;benim deveyi &amp;ccedil;alan &amp;uuml;&amp;ccedil; kişiyse belledim anasını; iki kişiyse hele, hele; ama tek kişiyse eğer, gitti de gitti kara g&amp;ouml;zl&amp;uuml; devem&amp;rdquo;&amp;hellip; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gen&amp;ccedil;liğimizde karşıtlarımızla kavga eder &amp;ccedil;atışmalara girerken annem anlatmıştı: Oğlum kimseyi vurmayın. Kimsenin g&amp;uuml;nahına girmeyin. Bak sana bir &amp;ouml;yk&amp;uuml; anlatayım, bana da deden anlatmıştı: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evel zamanda adamın biri arkadaşının karısına g&amp;ouml;z koymuş. Sonra arkadaşını bir kuytuda kıstırmış ve &amp;ldquo;seni &amp;ouml;ld&amp;uuml;receğim&amp;rdquo; demiş. Adam niye diye sormuş. &amp;ldquo;seni &amp;ouml;ld&amp;uuml;r&amp;uuml;p karınla evleneceğim&amp;rdquo; demiş. Adam da demiş ki; &amp;ldquo;bak bunu yapma! Şu havada u&amp;ccedil;an &amp;ccedil;&amp;ouml;rt&amp;uuml;kler konuşur bir g&amp;uuml;n, seni ele verir, cezanı &amp;ccedil;ekersin&amp;rdquo; demiş. Diğeri g&amp;uuml;lm&amp;uuml;ş, &amp;ldquo;hadi lan &amp;ccedil;&amp;ouml;rt&amp;uuml;kler konuşur mu&amp;rdquo; demiş ve kurşunu sıkmış. &lt;br /&gt;Daha sonraki zamanda &amp;ouml;lenin karıs.. ( &lt;a href=&quot;http://aktashuseyin.blogcu.com/tek-kisilik-sirlar_33192411.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 08 Jan 2009 21:09:01 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>STAUNTON, KASPAROV, ANAND VE DSM. </title>
            <link>http://aktashuseyin.blogcu.com/staunton-kasparov-anand-ve-dsm_33190971.html</link>
            <guid>http://aktashuseyin.blogcu.com/staunton-kasparov-anand-ve-dsm_33190971.html</guid> 
            <description>&lt;br /&gt;Garry Kasparov&amp;rsquo;un &amp;ldquo;Benim Ustalarım&amp;rdquo; adlı yapıtında, &amp;ldquo;giriş&amp;rdquo; b&amp;ouml;l&amp;uuml;m&amp;uuml;nde bir &amp;ldquo;girişim&amp;rdquo; var!... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyor ki Kasparov:&lt;br /&gt;&amp;ldquo;Yaygın efsaneye g&amp;ouml;re satranca benzer ağır tempolu bir savaş oyunu hemen hemen iki bin sene &amp;ouml;nce Hindistan&amp;rsquo;da doğmuş ve yavaş yavaş şekil değiştirerek Orta Asyan&amp;rsquo;nın g&amp;uuml;neyinden, İran&amp;rsquo;dan ve Ortadoğu &amp;uuml;lkelerinden &amp;ccedil;ok uzun bir yol kat ederek, İber Yarım adası&amp;rsquo;na ulaşmıştır. Bununla beraber Avrupalılar satrancın &amp;ldquo;Hint&amp;rdquo; versiyonuyla ancak XVII. Y&amp;uuml;zyılın sonunda tanışmışlardır. Ancak ge&amp;ccedil;erli olan bir tek şey iddia edilebilir: &amp;Ccedil;ağdaş satran&amp;ccedil; XV. Y&amp;uuml;zyılda Akdeniz&amp;rsquo;de ortaya &amp;ccedil;ıkmıştır. O andan itibaren psikolojik savaşın modelliğini yapan entelekt&amp;uuml;el bir oyun haline gelen satran&amp;ccedil;, bir Avrupa icadıdır.&amp;rdquo;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu paragraftan aklınızda kalan ne olur: &amp;ldquo;satran&amp;ccedil;, bir Avrupa icadıdır&amp;rdquo; ?!...&lt;br /&gt;Sizce ne demek istiyor Kasparov burada?&lt;br /&gt;Şunu mu demek istiyor:&lt;br /&gt;B&amp;uuml;y&amp;uuml;k hırsızlıklar, b&amp;uuml;y&amp;uuml;k meşruiyetler ve makamlar gerektirir!...&lt;br /&gt;Hindistan&amp;rsquo;dan d&amp;uuml;nyaya akan &amp;ldquo;bu g&amp;uuml;zel nehrin&amp;rdquo; akışını tersine &amp;ccedil;evirip, Staunton&amp;rsquo;dan d&amp;uuml;nyaya akan, bir s&amp;uuml;re sonra da ana kaynağın aslında, Akdeniz&amp;rsquo;de Filistin&amp;rsquo;den &amp;ccedil;alınan İsrail topraklarında olduğuna dair bilimsel araştırmanın (!) &amp;ldquo;ilk kamasını&amp;rdquo; d&amp;uuml;nya kamuoyunun &amp;ldquo;beynine&amp;rdquo; sokabilmek i&amp;ccedil;in, &amp;ouml;nce bu g&amp;uuml;zel nehirde iyi bir y&amp;uuml;z&amp;uuml;c&amp;uuml; olmak gerekir ki; ben bunu elde ettim; Ben bu nehir i&amp;ccedil;erisinde d&amp;uuml;nya şampiyonu oldum. Şimdi ne dersem inanacaksınız bana. BEN diyorum ki; Satran&amp;ccedil; bir Avrupa icadıdır. Aslında bir Akdeniz &amp;uuml;lkesi (!) olan İsrail&amp;rsquo;de doğmuştur. Hint &amp;ccedil;apulcuları (!) bu oyunu Avrupa&amp;rsquo;dan &amp;ccedi.. ( &lt;a href=&quot;http://aktashuseyin.blogcu.com/staunton-kasparov-anand-ve-dsm_33190971.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 08 Jan 2009 20:50:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Ben Evde Yokken...</title>
            <link>http://aktashuseyin.blogcu.com/ben-evde-yokken_29296841.html</link>
            <guid>http://aktashuseyin.blogcu.com/ben-evde-yokken_29296841.html</guid> 
            <description>Merhaba &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir zamanlar hazırlayıp&amp;nbsp; sonra kaybolmasın diye arasıra g&amp;uuml;ncellemeye &amp;ccedil;alıştığım bu sayfayı sanırım bundan b&amp;ouml;yle daha derli toplu hale getirmenin zamanı geldi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanın kendine ait bir odası olmalı. Kalemini ve kelamını gere gere uzatabileceği bir oda...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sayfayı arkadaşlar nereden ulaştılar bilmiyorum. Ama mesaj bırakanlar da olmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Murat İnci arkadaşım, sizi&amp;nbsp;mail adresime ekleyeceğim &amp;ouml;zel iletilerini oraya yollarsın. Aslında mail adresimi de yayınlamıştım ama... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhalif olmak i&amp;ccedil;in muhalif olmadım. Bir şeyler yaptığıma ve anlattığıma da inanıyorum. En azından bazı şeylerin hoyrat&amp;ccedil;a yapılması bundan sonra zor. Enselerinde bir soluk duyacak herkes.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;Ouml;n&amp;uuml;m&amp;uuml;zdeki s&amp;uuml;rece ilişkin d&amp;uuml;ş&amp;uuml;ncelerimi ayrıca yazacağım. Ben kendimi muhalif s&amp;uuml;recin başında g&amp;ouml;r&amp;uuml;yorum. Yani bu s&amp;uuml;recin benim i&amp;ccedil;in hen&amp;uuml;z yeni başladığını biliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Bir &amp;Ouml;zeleştiri &quot; ile başlayan &quot;Yol Ayrımı&quot;&amp;nbsp; yoldan ayrılmak değil, yoldan ayrılanları yola sokmak &amp;ccedil;abasıdır. Bu &amp;ccedil;aba bundan sonra daha da teorize edilerek ve eylem ayakları da tespit edilerek daha bir &amp;ouml;rg&amp;uuml;tl&amp;uuml; hale gelecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yorgun d&amp;uuml;şt&amp;uuml;ğ&amp;uuml;m&amp;uuml; s&amp;ouml;ylemeliyim. Kalp hastasıyım ve stres en b&amp;uuml;y&amp;uuml;k d&amp;uuml;şmanım. Biraz dinlenmem hem kendi sağlığım i&amp;ccedil;in hem de, ortadaki toz dumanın ge&amp;ccedil;mesi bakımından iyi olacak. Ayrıca iş yaşamım da aksadı onları da yoluna koymalıyım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;G&amp;ouml;r&amp;uuml;şmek &amp;uuml;zere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://aktashuseyin.blogcu.com/ben-evde-yokken_29296841.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 20 Nov 2008 21:53:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>HEMEN ŞİMDİ</title>
            <link>http://aktashuseyin.blogcu.com/hemen-simdi_19229181.html</link>
            <guid>http://aktashuseyin.blogcu.com/hemen-simdi_19229181.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;HEMEN ŞİMDİ&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;i&gt;Şaire&amp;rsquo;ye&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İşte şimdi&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Canım seni istedi&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İşte şimdi&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bir g&amp;uuml;neş batıyor kanıma&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İşte şimdi&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sen yoksun yanımda&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İşte şimdi&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bir g&amp;uuml;neş batıyor kanımda!...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İşte şimdi&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Fabrika &amp;ccedil;ıkışında bir iş&amp;ccedil;i&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Koltuğunda belki&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sekiz saatin biri&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Gidiyor &amp;ccedil;ocuklarına&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sıcak bir akşam ekmeği&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İşte şimdi&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Canım seni ist.. ( &lt;a href=&quot;http://aktashuseyin.blogcu.com/hemen-simdi_19229181.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 26 Jun 2008 02:12:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>KURUMSALLAŞMA VE KIRIMSALLAŞMA</title>
            <link>http://aktashuseyin.blogcu.com/kurumsallasma-ve-kirimsallasma_3674899.html</link>
            <guid>http://aktashuseyin.blogcu.com/kurumsallasma-ve-kirimsallasma_3674899.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;
&lt;TABLE class=windowbg cellSpacing=0 cellPadding=4 width=&quot;100%&quot; bgColor=#afc6db&gt;

&lt;TR&gt;
&lt;TD class=windowbg vAlign=top width=&quot;80%&quot; bgColor=#afc6db height=&quot;100%&quot;&gt;
&lt;TABLE width=&quot;100%&quot; border=0&gt;

&lt;TR&gt;
&lt;TD vAlign=center align=left&gt;&lt;IMG alt=&quot;&quot; src=&quot;http://www.tsf.org.tr/YaBB/YaBBImages/xx.gif&quot;&gt;&lt;/TD&gt;
&lt;TD vAlign=center align=left&gt;&lt;B&gt;&lt;/B&gt;&lt;/TD&gt;
&lt;TD vAlign=bottom noWrap align=right height=20&gt;&lt;A href=&quot;http://www.tsf.org.tr/cgi-bin/yabb/YaBB.pl?board=iletisim;action=post;num=1181869885;quote=0;title=Cevap+yaz;start=0&quot;&gt;Alıntıyla cevapla&lt;/A&gt; » &lt;A href=&quot;http://www.tsf.org.tr/cgi-bin/yabb/YaBB.pl?board=iletisim;action=modify;message=0;thread=1181869885&quot;&gt;Düzenle&lt;/A&gt; &lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;/TABLE&gt;

Federasyonu &amp;#8220;kazıyınca&amp;#8221; altından dernek çıkar! &lt;BR&gt;Derneği kazıyınca insan! &lt;BR&gt;İnsan insanı kazıyınca dernekleşmenin eşiğine gelinir. &amp;nbsp;&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&lt;BR&gt;Dernek demek, &amp;#8220;toplaşma- bir araya gelme&amp;#8221; demektir. Belirli bir amacı paylaşan insanların, sürekli olarak bir araya gelmeleri, toplanmaları yoluyla dernekleşme hareketi başlar. &lt;BR&gt;&amp;nbsp;&lt;BR&gt;&amp;nbsp;Daha sonra 7 kişiye ulaşınca toplananların sayısı, bu 7 kişi istediği takdirde, il dernekler müdürlüğüne başvurarak, &amp;nbsp;derneklerini kurduklarını ilan etmiş olurlar. &lt;BR&gt;&amp;nbsp;&lt;BR&gt;Derneği oluşturan insanlar &amp;#8220;aynı amacı paylaşıp paylaşmadıklarını&amp;#8221; anlamak için, işin başında, birbirlerini biraz &amp;#8220;kazımak&amp;#8221; zorundadırlar. Birbirlerini kazıdıkça, birbirlerini kazanırlar! Kazandıkça (kazanmak hoş bir duygudur) birlikte başka insanları da kazırlar. Başka insanlar da onları kazımaya başlayınca, dernek yeni üyeler kazanmaya başlar. &lt;BR&gt;&amp;nbsp;&lt;BR&gt;&amp;nbsp;Büyür dernek. Temsilcilikler açar. Daha da büyür, illere, dillere, dost ellere taşar. Başka illerde kardeş dernekler kurulur... ( &lt;a href=&quot;http://aktashuseyin.blogcu.com/kurumsallasma-ve-kirimsallasma_3674899.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 22 Jul 2007 11:52:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>MİLLİ TAKIMI SEÇMEK</title>
            <link>http://aktashuseyin.blogcu.com/milli-takimi-secmek_3674714.html</link>
            <guid>http://aktashuseyin.blogcu.com/milli-takimi-secmek_3674714.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&lt;BR&gt;Ataerkil ya da erkek egemen toplum diye tanımlanan toplumlarda, çekirdek aile içindeki lider babadır! Baba ailenin başkanıdır. Aileyi yönetir. Kararları o verir. Bu tip ailelerde en iyi baba, hiç olmazsa eşinin, çocuklarının fikirlerini alarak, danışıp konuşarak karar veren babadır. &lt;BR&gt;Toplumun herhangi bir noktasında hükmedilen, yönetilen baba, kendisi de kendinden zayıflar üzerinde hükümranlık sahibi olmak ister. Bu onun ruh sağlığı açısından da kaçınılmazdır. Ne ki olan çocuklara ve kadına olur bu arada. &lt;BR&gt;Peki ana-baba ve çocuklar oylama yoluyla karar alabilirler mi? Bunu yapan aile var mı? Hayır yok! Elimizde olmadan sözüm ona bilgeliğimiz, deneyimlerimiz ağır basarak, çocuklarımız adına, eşimiz adına karar vermeye devam ediyoruz. NEDEN? &lt;BR&gt;Çocuktur bilmez diyoruz ki; kısmen de doğrudur. Saçı uzun aklı kısa diyoruz, kadınların adına da karar veriyoruz. Kadının toplum içinde bulunduğu konum itibariyle, erkekten geride olduğu da bir gerçek değil mi? Peki bir sorun karşısında en doğru analizi erkek mi, kadın mı, çocuk mu yapar? &amp;nbsp;&lt;BR&gt;İstisnaları bırakalım, nesnel gerçeklik (objektif realite) üzerinden konuşalım. En doğru analizi yapabilecek kişi erkek oluyor. Ne çocuk ne de kadın, yaşanmamışlıkların bir sonucu olarak, erkeğin deneyim ve bilgisine ulaşabiliyor. Ben kendi adıma bu durumdan hiç de hoşnut değilim. Çünkü bir başkasını ezen, bir başkasına hükmeden, bir başkasını yöneten insan, kendisi de özgür olamaz. (Robinson Cruse&amp;#8217;un Issız Ada&amp;#8217;sında efendi kölenin kölesi, köle de efendinin efendisidir.) Kadınlarımızı ve çocuklarımızı ezdiğimiz sürece özgür değiliz bizler de. Bu durumun nasıl değişeceği çok uzun bir tartışma. Ancak kısaca şunu diyelim ki; Türkiye toplumunda, .. ( &lt;a href=&quot;http://aktashuseyin.blogcu.com/milli-takimi-secmek_3674714.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 22 Jul 2007 11:26:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>DEMOKRASİ DEDİKLERİ</title>
            <link>http://aktashuseyin.blogcu.com/demokrasi-dedikleri_3132890.html</link>
            <guid>http://aktashuseyin.blogcu.com/demokrasi-dedikleri_3132890.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;Demokrasi savaşımı verenlerin, bu savaşım yoluyla ulaşmak istedikleri yaşam biçimi ya da oluşturmak istedikleri koşullar, ne yazık ki demokrasinin içinde yoktur. Bir tür paradokstur bu aslında; &amp;#8220;bile, bile lades&amp;#8221; ya da&amp;#8230; Ne var ki sosyal varlıklar, bu savaşım içinde yetişirler!... &lt;BR&gt;&amp;nbsp;&lt;BR&gt;Bertrant Russell der ki; &amp;#8220;Kaostan sonra gelmesi gereken yönetim biçimi mutlak olarak diktatörlüktür. Çünkü sorun önce hükümet etme, duruma çeki-düzen verme sorunudur. Daha sonra, kurulan düzenin eksiklerini gidermek için yapılan mücadele, demokrasi mücadelesini oluşturur. Tarihsel olarak demokrasi, diktatörlükten sonra gelir.&amp;#8221; &lt;BR&gt;&amp;nbsp;&lt;BR&gt;Gelir de ne olur? Gelmez aslında, gelir gibi olur! Bu geliş-gidişler arasında bir savaştır alır başını gider. &amp;#8220;Ömrünüzün yarısı gider talana / sual eylersiniz sizden evvel gelene&amp;#8221;&amp;#8230; &lt;BR&gt;&amp;nbsp;&lt;BR&gt;Sonuçta demokrasi dedikleri, &amp;#8220;EyiLEŞTİRİLmiş&amp;#8221; diktatörlüktür aslında! Her ikisi birden bir yönetim aracıdır. En demokratik kabul ettiğiniz sistemler bile bu yüzden diktatörlük reflekslerine sahiptir. Zaman, zaman &amp;#8220;kollama ve koruma&amp;#8221; kuvvetleri bu refleksleri &amp;#8220;active&amp;#8221; ederek demokrasiyi kollar, kollarını boynuna dolar ve kurtarırlar&amp;#8230; &lt;BR&gt;&amp;nbsp;&lt;BR&gt;Kimse sizi konuştuğunuz için tutuklamaz demokrasilerde. Tartıştığınız ,eleştirdiğiniz için hapse atmazlar, forumdan çıkarmazlar!! Ancak küfür, hakaret, &amp;#8220;posta koymak&amp;#8221;, &amp;#8220;adamın ciğerini sökmek&amp;#8221;, düelloya davet etmek, demokrasinin diktatörlük refleksleriyle muhatap olmak zorundadır. Demokrasi dediğimiz sistem buna gerekser (muhtaç) durumdadır. &lt;BR&gt;&amp;nbsp;&lt;BR&gt;Her işte bir hayır olduğu halkımızca söylene gelmiştir ve bu söz tamamen bilimseldir; kötünün içinde iyi, iyinin içinde kötü; şerrin içinde hayır, hayrın içinde şer olabilir. &amp;#8220;Bir musibet bin nasihatten yeğdir&amp;#8221;. Demokrasi savaşımında, tutuklanmaktan, hapse atılmaktan ve forumlardan atılmaktan kork.. ( &lt;a href=&quot;http://aktashuseyin.blogcu.com/demokrasi-dedikleri_3132890.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 01 Jun 2007 13:58:00 +0300</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://aktashuseyin.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>